Soy ismini bilmezdim. Hulusi diye geçerdi adi. Bu isim, bu günlerin
tabiri ile, bir marka idi.
Sazı sözü çınlardı kulaklarımız da. Banaz´in mutlu günleri onsuz düşünülmezdi.
25 yaşında, daha henüz bekâr olan bir ağabeyimi ikaz ettim, o çocuk
sesimle; "Ağabey dedim, evlen! Bak, Hulusi ölmeden once düğününü yap!"
Onsuz bir düğün, senlik düşünemiyordum.
O bizim yıldızımızdı. Her sabah okula giderken başımı çevirip bakardım;
Burasi Hulisinin evi!..
Hayatimda bana ait olan ilk müzik kaseti onundu. Severek dinlerdim
söyledigi türküleri.
Bu masum kaset 12 Eylül´den sonraki günlerde kavak yüklü kamyonumuzu
sağa çeken askerlerce kırıldı.
Not: Şimdi, iki dakika önce aradım kendisini. Devamlı olarak ilaç verilip
uyutuluyormuş. Uyandirmak istediler, kıyamadım. Daha ne kadar izmir´de
kalacagi mechul olup, bu hastalıktan ötürü orada, o Hastanede beş senedir
tedavi görenler varmış.
Geçmiş olsun diyor, biran önce sağlık ve şifa bulup, o eski günlerine dönmesini
cevad i mutlak´tan diliyorum.
Ulvi Gündüz
|