sex shop urunleri

Köylerimiz

Köylerimiz

Köyler, tarım ve hayvancılığın yaygın bir şekilde yapıldığı ve ayrıca bir ülkenin kültürünü, örfünü, adetlerini, folklorunu, kısaca manevi değerlerini köklü olarak yaşadığı ve yaşatıldığı yerleşim birimleridir. Bu sebeplerden dolayı Banaz kazasının tarihi ve kültürel yapısını daha net bir şekilde ortaya çıkarabilmek amacıyla, aşağıda Banaz’a bağlı köylerin kısa da olsa ayrı ayrı tanıtımının yapılması uygun görülmüştür. Son zamanlarda köy tarihi ve köy monografileri üzerine azda olsa çalışmalar ve incelemeler yapılmaya başlamıştır. Banaz’a ait köylerin tanıtımı yapılırken özellikle köylerin kuruluşlarıyla ilgili tarihi bilgiler, eğitim durumu, ekonomik yapısı gibi konular aydınlatmaya çalışılmıştır. Bu kısa tanıtımların daha sonra yapılacak büyük çalışmalara zemin hazırlayacağı kanaatindeyiz.
Köylere ait bilgileri Banaz belediyesinin Hazırlamış olduğu dünden bugüne BANAZ adlı kitaptan aldık bu kitabı bize temin eden Mustafa Çıldır, kardeşimize çok teşekkür ediyoruz.Köylerimizin resimlerini Bize Temin eden Umut Tıraş Kardeşimize de çok teşekkür ediyoruz.

AHAT KÖYÜ

Banaz ilçesinin tarihi bakımından en eski ve zengin yerleşim birimlerinden biridir.köyün adı olan “Ahat”

Arapça’da tek ve ulu anlamına gelir köyün ortasında büyük bir yerli kaya vardır.rivayete göre bir Yörük beyi burada bir konut yapar . Evliya çelebi İstanbul dan Arap illerine geziye çıktığında Ahat köyüne uğrar ve bu kayanın üstündeki konutta konaklar . Hatta başka bir rivayete göre evliya çelebi bu konuta Ahat adını verir.ev sahibi de evinin adını Ahat olarak benimser. O günden bu güne bu kaya etrafında gelişen köye Ahat isminin verilmiş olduğu söylenir.

Ahat köyü tarih öncesi bir çok uygarlığa sahne olmuş bir yerdir.tarihi süreç içerisinde köydeki tarih öncesi gelişimi araştırılan kaynaklara göre Ahat ta gelişen önemli bir uygarlık roma medeniyetidir.Ahat ve çevresinde Romalılar tarafında ” Tiryapolis ” isminde büyük bir şehir kurulmuştur.şehrin dört tarafı surlarla çevrili olup doğu kısmında bir giriş batısında da çıkış kapıları mevcuttur.bu tarihi vesikalar afyon müzesinde sergilenmektedir.bugun köyde yaşayan insanların çoğu Almanya dadır.köyün ekonomisi de buna paralel olarak büyük bir gelişme göstermiştir. Köydeki binaların hemen hemen tamamı 3 /4 katlı olup modern bir şekilde dizayn edilmiştir. Yolları asfalttır.

köyün 2,5 km güneyinde hisar tepe akmonia tarihi yer bulunmaktadır.

ALABA KÖYÜ

Bu güzel köyün tarih bakımından en genç yerleşim birimlerinden birisidir. 30-31 Ağustos 1922 tarihleri arasında kurulduğu söylenmektedir. O yıllarda oldukça farklı olduğu bilinmektedir.

Bugün ekonomik yapısını düzeltmiş yurt dışına çıkan işçileriyle de eski yokluk dönemine çoktan gerilerde bırakmıştır.
Bu köyün kuzeyinde Dümenler, güneyinde Hatipler, doğusunda Düzlüce, batısında bahadır köyleri vardır. İlçeye uzaklığı 12km. olup, yüksekliği 930m.dir. ulaşım ve haberleşme ilçenin diğer köylerinde olduğu gibi oldukça sağlıklıdır.

Elektriği, PTT acentesi, ilçeye oldukça yakınlığı ile kısa zamanda çok gelişmeye namzet bir köyümüzdür. Kültür bakımından; çok yeni bir köy olmasına rağmen iki adet ilkokulu mevcuttur. Köyün okuma -yazma oran%98 ‘dir. köyde evler; genellikle kerpiç ve taştan yapılmaktadır. Köyde ahşap işçiliğinin fazlalığı dikkat çeker.
Köyün ekonomisini tarım ve hayvancılık oluşturur. Son yıllarda bağ ve bahçeciliğe de önem verilmektedir. Genellikle köyde buğday, arpa,nohut ve mercimek yetiştirilir. Halk eğitim merkezi müdürlüğünce acılan halı kurslarına büyük ölçüde rağbet edilmiştir.

Fotoğraf Albümü

http://www.banaz.net/foto.php?HID=782

AYRANCI KÖYÜ (COMBURT)

Köyün tarihi hakkında elde ettiğimiz bilgiler ne yazık ki diğer köylerde olduğu gibi tarihi gerçeklerden ziyade rivayete dayalı söylentiler olmaktadır. Bu köyümüz önceleri Karapınar denilen bir mevkide kuruldu. Daha sonra köy halkı

“Davulkaya” denilen yüksek bir tepenin yamaçlarına taşınmaya başladı. Bir müddet sonra köyde hatırı sayılan, ulemadan yaşlı bir zatın gördüğü bir rüyadan sonra köylüler Davulkaya nın uğursuzluk getireceği zannıyla tekrar eski yerlerine taşındılar.

Köyün adı ile ilgili bir başka rivayette; avcının biri ava gider ve geyik yakalar. Geyiği evcilleştirmeye başlar, belli bir süre sonra geyik köylülerin gözler önünde kaçarak kendini suya attı. Geyiğin suya atlayışı sırasında sudan çıkan “Comburt” diye yüksek ses bütün köylülerin diline dolaşarak köyün adı Comburt diye kaldı. Şimdiki adı ise Ayrancı’dır.

Ayrancının doğusunda Küçükler ve Çamsu, batısında Baltalı, doğusunda küçükler köyü ve Yukarı Karacahisar, kuzeyinde Karaağaç köyü ve Gediz ilçesi, güneyinde Çamsu köyü vardır. Küçükler göletine uzaklığı 7 Km’dir. İlçeye uzaklığı 30km’dir. Elektrik, Ulaşım ve haberleşme gibi zaruri ihtiyaçları büyük ölçüde giderilmiştir. Kültür düzeyi yüksek bir köyümüzdür. Eğitim düzeyi %90’lardır. Bir ilkokul vardır.

Köyün ekonomisinde tarım, hayvancılık ve ormancılık başta gelir. Diğer köylerimizden farklı olarak sulu tarım yapılmaktadır, burada yetişen kuru fasulye çok lezzetli ve çabuk pişmektedir. Ayrıca Şeker pancarı ekimi yapılmaktadır. Ormanlardan elde edilen kereste oldukça kaliteli olup, büyük ölçüde tekne yapımında kullanılır.

Ayrancı köyün de ekonomiye destek veren, güçlü bir uğraş kolu da el sanatları ürünüdür. Kerestenin her türlüsü en iyi şekilde işlenir. Özellikle bu köyümüzde marangozluk ileri bir safhadadır. Ayrıca bu köyümüzde demir doğrama işi de yapılmaktadır. Ormanlar içinde yemyeşil, adeta kartpostallarda görebileceğiniz güzellikler vardır. Yaylası Ahlatlıdır. Görülmeye değerdir.

AYVACIK KÖYÜ (İMİREZ)

Bu köyünde tarihçesi hakkında bir çok rivayetler söylenmektedir. Bu rivayetlerin doğruluk dereceleri tartışma götürmesine rağmen en güçlü söylenti köyün ilk sahiplerinin Emir Aziz adında bir evliya ve onun sülalesinden olduğudur. Emir Aziz’in ve çocuklarının yerleşmesiyle oluşan Ayvacık Köyü Emir Aziz adını yıllar sonra yumuşayarak İmrez adını aldığı güçlü bir rivayettir.Köye şuanda bile ihtiyarlar İmrez diye söylerler Daha sonra köylerin isimlerinin değiştirilmesinde köy isminin batısında bulunan Ayvacık Dere’sinden dolayı köyün ismi şimdiki halini (Ayvacık) almıştır

Kuzeyinde Düzkışla, batısında Kaylı, doğusunda Yazıtepe, güneyinde Ulupınar ve güneydoğusunda Çöğürlü köyleri ile komşudur. İlçe merkezine uzaklığı 15 km’ dir. Köyün haberleşmesi ve ulaşımı sağlıklı bir şekilde işlemektedir. 1941 yılı açılan bir ilkokul mevcuttur. Köyün okuma-yazma oranı %92 civarındadır. El sanatlarında kadınlar genellikle çul, kilim ve heybe dokumaktadır.

Ekonomisi, tarım ve hayvancılıktır. Bunun yanı sıra son zamanlarda yapılan çalışmaları neticesinde meyvecilik büyük ölçüde ilerlemiştir. Hayvancılık alanında koyun, keçi ve sığır yetiştirilir.

BAĞKONAK KÖYÜ (Gümüle)

Bu köyün kuruluş tarihi hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Ormanlık ve engebeli bir köydür.Köyün eski ismi Gümüle dir. Doğusunda Hasan köy, batısında ilçe merkezi, güneyinde Şaban köy ile komşudur. Yüksekliği 918 metredir.ilçe merkezine uzaklığı 5km dir. Ulaşım ve haberleşme yönünden iyidir1982 yılında elektrik verilmiştir.1955 yılında ilkokul hizmete girmiştir. Okuma yazma oranı %90 civarındadır. El sanatları bakımından kadınlar kilim, halı, heybe ve çorap dokumaktadırlar. Genç kızlar oya, dantel ve kanaviçe işlemektedirler.

Geçim kaynakları tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday, mercimek, arpa, nohut ve fasulye yetiştirmektedirler. Bunun yanında son yıllarda bilinçli ve modern bir şekilde yapılan bağ ve bahçe ürünlerinden elma, kiraz, vişne, ve armut gibi meyveleri ile meşhur bir köydür. Köyde ilçenin en güzel elması yetiştirilir. Diger il ve ilçelere pazarlaması yapılmaktadır. Hayvancılık ise;keçi, koyun, ve sığır yetiştirilir. Yurt dışında çalışan işçilerin köy ekonomisine büyük katkısı olmaktadır.

BAHADIR KÖYÜ

Bahadır köyümüz uşak’ta 45 km, Banaz ilçemize ise 13 km. uzaklıkta Murat Dağının dip eteklerinde kurulmuş bir dağ köyümüzdür. Kuzeyde Dümenler, batısında Samura (Muratlı), doğusunda Alaba, güneyinde Hatipler köyleriyle çevrili Murat Dağının güney yamacında 156 hane 915 nüfusu olan Aşağı mahalle, Yukarı mahalle, Dereköy mahallesi, Mezargırı mahallesi, Burgucula mahallesi, Demirciler mahallesi ve Kavesler mahallesi olmak üzere 7 mahalleden oluşmuştur. Bahadır lügatta savaşçı, cengaver kişi demektir. Bizim yöremizde ise iri yapılı, boylu poslu, girişken ve atak, gözü kara, cesur aldı bilemiyoruz, yıllardır böyle bir rivayette duymadık. Bu köy halkına katrancıda denir.
Bahadır köyünde şu sülaleler vardır: Berber Osmanla İmamna, Ayanna, Şabanna, Kelapdullala, Onbaşla, Çavuşla, Gullukla,Demircile, Burgucula, Garaaşala, Sıksalihle, Alibeyle, Garaalile, Ozanna, Semercile, Demirayakla, Macarla, Kavesle, Gökkamille, Güççükimanla, Hastaamatla, Gubuşçula, Düdükhüsenne, Pilavcıla, Gamalıla, Dilsizler, Nezamla,Arapüsenne, Dekliyörükle, Mındıkla, Çakırla, Satdakla, Bokomala, Yetimle, Göğalile, Hafızla, Mollaamatla, Baraşla, Doşurla, Turpuşanna, Gayalla, Humula, Kelhasanna, Samancıla, Derdallakürtle, Cüceametle, Gökmemetle ve berberle sülaleleri vardır. Köy 1968 Gediz depreminden etkilenmemiştir. 1980 yılında ise sel basmıştır.Esas gelir kaynağı orman işçiliği olan köyde ikinci derecede gelir kaynağı hayvancılık; küçük baş havvan yetiştiriciliği, koyun keçi ve diğer dağ köylerinde oloduğu gibi kendi gereksinimlerini karşılıyacak miktarda buğday, arpa, nohut, haşhaş ekilmektedir.Bir zamanlar Bahadır köyünün en büyük gelir kaynagı katrancılıktı. Katran, çam akmalarından eldeedilen bir ilkel ilaç türü. Katran elde etmek için çam ağaçları çatılır bir kap konulur. Çamlar yandıkça damlalar halinde akarak kabın içinde birikiyor. Sonrada ilaç olarak kullanılıyor. Uşak yöresinde katranla ikgili birde şöyle bir söz vardır. Katran her dertleri batıran. İnsanlarda ve hayvanlarda oluşan açık yaraların kurt kapmasını önler diye yaralara merhem gibi sürülür. Şap hastalıgı ve hayvanlardaki çiöek hastalığı (hayvanda titreme şeklinde) bir hastalık. Katran el ve ayakta oluşan yarklar ve bunlardan mütavellit sızıların önlenmesinde de en başlıca kullanılan ilaçtı.

Bahadır köyünde nüfus artışı yoktur. Sebebi şehre göç sürmektedir. Bilhassa Uşak’ın Elmalı dere mahallesinde ikamet etmektedirler. Bahadır köyünün belli başlı dereleri şunlardır:acem oglu deresi fındık deresi ve arotlu dere.kuzu gölü acem oğlu ,ezendim ğölü,civan ğölü olmak üzere dört göl vardı, üçü kurudu yalnızca Civan gölü kaldı. Gölcük çeşmesi, soğuk pınar çeşmesi, Ilıcak pınar çeşmesi adlarında üç çeşmesi ve Hali yaylası, Topuklu yayla, Üçoluk, Kara mezar, Ardıç olduğu, Allıören, Bazmaç, Yanyur, Gizliyurt, Egebeli, Fındık, Çiçekli, Erikli, Çatak, Hamuralan, Erceova, Tepe delen, Belen oluk ve Baklan isminde 20 yaylası vardır.

Bahadır köyümüze 15 km. mesafede Baklan yaylasından yaya yirmi dakika tırmandığımızda yanık tepede altı kulaçlık çam (köy halkı arasında böyle deniliyor) bin yıllık oldugu tahmin edilen bir ulu çam var ki doğa harikası tepeden pınarından çıkan su banaz çayının bir kolunu oluşturur.

Bu kaynaktan çıkan su hiç kesilmez. Yaz ayrıldıgında bu su kışa göre daha soguk olur ve 5 dakika çatlatırmış, aynı zamanda bu suyun iştah açıçı bir özelligide varmış.

Köyde son yıllarda guatır hastalıgı sık görülmekte olup il saglık müdürlügünce bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir. ( guatır bogazda şişlik şeklinde bir hastalık)Bahadırda batıl inançlar sürmekte olup Memeli dede denilen yöreden bir kuru çam kozalagı veya dal parçası getirilip yakıldıgında ohaneye belanın musallat olacagı bilinir.

Bahadır köyünde üç personeli bir doktoru olan saglık ocagı, bir spor klubü, terkos cami kanalizasyon, yol, okul, telefon, elektrik gibi hizmetler saglanmış tahsil düzeyi %60 civarındadır.

Şu isimler köyde muhtarlık yapmışlardır: Gırgöz paşa (Mehmet orhan) , Ali osman çavuş ( Ali Osman Özkan) , Süleyman Ünal, Ahmet Sargın, Şerif Tümer, Ahmet Metin, İlyas Albayrak, Erhan Gündüz Yaşar

BALCI KÖYÜ (Balcıdamı)

Yayla özelliği gösteren köy, adeta bir Doğu Anadolu Köyü görünümündedir. Ne yazık ki Balcıdamı’nın tarihi geçmişi hakkında elde ettiğimiz bilgiler diğer köylerde olduğu gibi rivayete dayalı görüşlerdir. Ahır dağı üzerinde kurulan Balcıdamı’nı ilk kuranlar balcılık yapmak amacıyla yerleşmişlerdir. Konum itibariyle arıcılığa çok elverişli olan köyün adının bu balcılık olayından geldiği söylenmektedir.

Köyün doğusunda Afyon-Sincanlı ilçesine bağlı Ulu köy ve Elvan paşa köyleri, batısında Paşacık köyü, kuzeyinde Karaköse, güneyinde Yenice köyleri ile komşudur. İlçeye uzaklığı 37km dir.1965yılıdahizmete açılan ilkokul bu güne kadar kültür hizmeti vermektedir. Köyde okuma yazma oranı%89 civarındadır. El sanatları bakımından ; Banaz’ın diğer köylerine benzerlik gösterir. Ahırdagı üzerinde kurulmuş olduğundan iklimi sert geçer.1224 metre yüksekliğinde olan Balcı damı’nın ekonomisini genellikle hayvancılık teşkil eder. Çok az miktarda olup büyük ve küçük baş hayvancılığın yapılmasında önemli bir kolaylık sağlar.

BALTALI KÖYÜ

Bu köyün tarihçesi bizce, bilinmemektedir. Yalnız bundan 260 yıl öncesi üç Yörük Bey’in buraya yerleştiği söylenmektedir. Önceleri ormanın içine yerleşen bu Yörükler daha sonraları Baltalı Ovasının nimetlerinden faydalanmaları köyün şimdiki bulunduğu yere göçmüşlerdir.Adının Baltalı olması ise ustaca balta kullandıkları için bu ismi almışlardır.

Köyün doğusunda Çamsu, batısında Eğlence, kuzeyinde Ayrancı, güneyinde Çamyuva köyleri bulunmaktadır. İlçe merkezine uzaklığı 31km.’ dir. Ulaşım ve haberleşme gibi alt yapısı tamamlanmış durumundadır. Köyde telefon ve elektrik mevcuttur.

İlkokul açılmıştır. Okuma- yazma oranı %92 civarındadır. El sanatlarından kadınlarımız küçük el tezgahlarında kilim, halı ve çul dokumaktadır.

Köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bunun yanında kereste satımı ve yurt dışında çalışan işçilerin mevcut olması bu orman köyünün ekonomisinde önemli rol oynar.

BANAZ KÖYÜ (Goca Banaz)

Banaz ilçesi tapu müdürlüğü ile yapılan incelemelere göre bu köyün tarihinin çok eskilere dayandığı gerçeği ortaya çıkarmıştır. Tapu senetlerinden de anlaşılacağı üzere köyün ilk adının binnaz olduğu bilinmektedir. Bu tapu senetlerinden ortaya çıkan bir başka gerçekte köyün ilk sahiplerinin Tiryakiler sülalesi olduğudur. Bu sülalenin gelişip çoğalmasından sonra köyde nüfus sahibi olan Yörük oğulları, Kurt oğulları, celep oğulları, madanlar ve Deli İbrahimler isimleriyle anılan sülaleleri görüyoruz.

Köyün adı ile ilgili bir başka söylenti de yukarıda bahsettiğimiz bu sülalelerin mal bölüşümü sırasında herkesin “Bana az, Bana az” düştü diyerek köyün adının Banaz olarak kaldığı rivayettir. Köyün doğusunda Hatipler,batısında Muratlı, kuzeybatısında Yeşilyurt, güneybatısında Kuşdemir,güneyinde ilçe merkezi bulunmaktadır. İlçemize uzaklığı 3km.dir. yakın bir gelecekte Banaz ilçesinin bir mahallesi durumuna geleceği bir gerçektir. Köyün Ulaşım, haberleşme ve elektrik gibi alt yapı meseleleri tamamen halledilmiştir.

Kültür düzeyi yüksek köylerimizdendir.1928 yılında ilkokul açılmıştır.köyün okuma-yazma oranı %95’ dir. Devlet kademesinde hizmet veren bir çok aydını vardır.el sanatları bakımından diğer köylerimizden farklı bir hususiyeti yoktur. Yine bu köyümüzde marangozluk, demircilik ve berberlik yapan esnafa rastlamak mümkündür.

Konum itibariyle ovalık bir alanda kurulmuş olan Banaz Köyü’nün ekonomisini canlı tutan en önemli faktör Banaz Çayı’nın köyümüz sınırlarından geçmesidir.Banaz çayı köyün tarımsal faaliyetlerine son derece kolaylık sağlar. Sulu tarım, bunun yanında bilinçli bir şekilde yapılan meyvecilikle de uğraşılır. Tarımsal ürünler buğday,arpa, fasulye, mercimek, nohut, pancar ve haşhaşın yanı sıra elma, armut, vişne, kiraz ve şeftalidir. Hayvancılık alanında son yıllarda besinciliğe yönelme eğilimi ile beraber köyde koyun, keçi ve büyükbaş hayvan türleri yetiştirilmektedir. Yurt dışında çalışan çok sayıda işçisi mevcuttur.

BÜYÜKOTURAK KÖYÜ

Büyükoturak, 600 yil önce çeşitli aşiretlere mensup Yörük topluluklarının Kaldığı yer olarak ismini o zamanlardan almıştır. Köynın, Yunan ve Roma dönemlerini kapsayan bir yerleşim yeri olduğu, Köynın tarihinin Tunç devrine kadar uzandığı, İstasyon Mahallesinde küçük bir höyük bulunduğu,Bu yerde yapılan kazılarda tunç dönemini yansıtan seramiklerin bulunduğu,Roma dönemlerine ait mermer heykel, isleme parçaları, seramik kalıntıları bulunması buranın antik dönemlere ait olduğu ve medeni bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

Büyükoturak, Uşak-Afyon-Kütahya illerinin sinirinin kesiştiği bölgede yer almaktadır. Çevresinde doğuda Dumlupınar, Çiftlik, Karaköse, Batıda Düzlüce ve Halaçlar, kuzeyde Yüglük ve güneyde paşacık köyleri ile çevrilidir.

Köy, Murat Dağı`nin uzantısı olan çok gür ormanlarla süslenmiştir. E-23 karayolu. Afyon-İzmir demiryolu Köynın sınırlarından geçmektedir. Oldukça yüksek (1063) rakımda bulunan Köynın kışları sert ve soğuk geçer. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte muhtarlıkla yönetilen Büyükoturak, 1957 yılında İstasyon ve Koz viran mahallelerinin birleşmesiyle belediye kurulmuştur.

Çevremizde ilk yatılı ilkokulu sahip olan Köyümüzde lise ve ilköğretim okulu ve Öğrenci yurdu bulunmaktadır.

Bulunmaktadır. Halkımızdan çok sayıda öğretmen okulu, köy enstitüsü Mezunu öğretmen, general, avukat, doktor ve yüksek dereceli kamu görevlisi Bulunması okuma ve kültür seviyesinin yüksekliğini göstermektedir.

Genellikle hayvancılık, tarım ve özellikle tarımın meyvecilik dalında geçimini sağlayan Büyükoturak 228 km karelik alana sahiptir. Yeni yapılmakta olan Kozviran Sulama Göleti, Köye ayrı bir ekonomik ve turistik değer katacaktır.

Çok sayıda SSK, Bagkur ve Emekli Sandığı ilgilisi bulunan Köyün merkez ve Mahallelerinin yol, su, elektrik, kanalizasyon, park ve yeşil alan sıkıntısı bulunmamaktadır.

NOT: Büyükoturak Köyümüz Daha önce Kasaba idi 2014 Seçimlerinden sonra köy statüsüne çevrildi.

Gönderen: Feridun Sarıayvaz

BURHANİYE KÖYÜ

Köyün tarihi hakkında fazla bilgimiz yoktur.

Burhaniye köyünün Doğusunda Gürlek, Küçük oturak ve Dere köy vardır. Kuzeyinde ovacık, Batısında. Mıstık damı vardır. Küçük bir yerleşim yerine sahip olan Burhaniye Ormanlarla çevrilidir. Geçim kaynağı hayvancılık ve tarıma dayalıdır.

 

ÇAMSU KÖYÜ (Çece)

Köyün tarihi ile ilgili kesin bilgiler mevcut değildir. Fakat Karaca Ahmet Dede adlı biri tarafından kurulduğu köy halkı tarafında söylenmektedir. Köyün ilk kuruluş alanı, bir çiftlik durumdadır. Daha sonraki yıllarda büyük bir gelişme sağladığı için köy statüsüne yükselmiştir. Köyün ilerleme sağlamsında Gediz ağalarından Dönmez oğlu Mustafa’nın büyük katkıları olmuştur. Eski dönemlere ait belgelerde ve köyün yaşlıların ifadelerine göre Çamsu köyünün diğer bir adı “çeçedir” bu köye Çece denilmesinin hikayesi ise şöyledir; Köyde yaşanan Karaca Ahmet Dede’nin harmanının çok olmasının nedeniyle oradan geçen yolcuların hayretlerini gizleyemeyerek “Çece bak çece bak”* demelerinden dolayı bu köyün çece olarak kalmıştır.

Çamsu’nun kuzey doğusunda Y. Karaca hisar, kuzeyinde Küçükler, batısında Baltalı, güneyinde Ovacık köyleri ile komşudur. Ormanlık bir arazide bulunan köyün ilçeye uzaklığı 23 km’ dir. Ulaşım, elektrik ve haberleşme sorunu yoktur. 1925 yılından beri köyde bir okul bulunmaktadır. Okuma –yazma oranı 96 gibi yüksek bir seviyededir. Çamsu köyünde yün çorap dokumacılığı oldukça gelişmiştir. Kilim ve heybe ise el sanatları olarak köyde yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Köyün ekonomisinde tarım ve hayvancılık oldukça etkilidir. Buğday, arpa, nohut, mercimek, fasulye, bağcılık, arıcılık, koyun ve sığır yetiştiriciliği gelişme göstermiştir. Yurt dışında çalışan işçilerde köyün ekonomisine olumlu katkı yapan bir başka etkendir.

* Çeç, Harmanda samandan ayrılan danelerin yığın haline denir.

ÇİFTLİK KÖYÜ

Ege Bölgesinin İç batı Anadolu Bölümünde yer alan Çiftlik Köyü, kuzeyde Dumlupınar, kuzeydoğuda Kızılca Köyü, doğuda Çalışlar Köyü, güneydoğuda Elvan paşa Köyü, güneyde Karaköse, güneybatıda Paşacık Köyü, batıda Büyük Oturak Kasabası ile çevrilidir Uşak ilinin Banaz ilçesine bağlı olan Çiftlik Köyü son 2000 yılında yapılan sayıma göre 722 nüfusa sahiptir.

Köy önceden Kütahya’nın Altıntaş kazasına bağlı iken, 1971 yılında Balcı damı ve Karaköse köyleri ile birlikte Banaz ilçesine bağlanmıştır. Çiftlik Köyü il merkezi Uşak’a 58 km., ilçe merkezi Banaz’a ise 27 km. uzaklıktadır.

Banaz’ın kuzeydoğusunda kalan Çiftlik Köyü, aynı zamanda Uşak – Afyon – Kütahya illerinin sınırlarının kesişme noktasında bulunduğu için sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan bu üç ilimiz ile de bağı vardır. Her ne kadar Çiftlik Köyü Uşak iline bağlı ise de örf – adetleri, giyim – kuşamı ve konuşması bakımından Kütahya yöresinin izlerini taşımaktadır.

Çiftlik Köyünün komşuları

Coğrafi konum olarak 38 derece 49 dakika kuzey enlemi ile 29 derece 59 dakika doğu boylamı üzerinde yer alan Çiftlik Köyünün denizden yüksekliği 1227 metredir. Köyün iskân merkezinin bulunduğu Çayözü Deresi ile Karayap Çayı arasında kalan düzlük alan, kuzeydeki Murat Dağı ( 2309 metre) ile güneydeki Ahır Dağı ( 1940 metre) arasında uzanan, yüksekliği 1300 – 1400 metre arasında değişen tepelikler ve hafif engebeli arazi ile çevrilidir. Bu tepelerin en yükseği yayla mevkiindeki Eyüp çamı Tepesi ( 1410 metre) ile köyün batısında kalan Satdağı Tepesi (1374 m.) dir. Köyün hemen doğusunda Hanyerinde rakım 1280 metre güneydoğuda kalan Akyar Sırtında ise 1300m. dir.

Köyün doğusunda kalan Çayözü Deresi ile batısında kalan Karayap Çayı Karadeniz’e dökülen Porsuk Çayının su toplama havzasının en uç noktasında bulunmaktadır. Bu iki dere yatağı boyunca uzanan arazi kıraç araziye göre daha verimli olup Köy camisinin kuzeyden görünümü buraları kısmen de olsa sulu tarımın yapılabildiği yerleri oluşturur.

Dünyadaki küresel ısınmadan dolayı son yıllarda köyün her iki deresinin yatağı da kurak geçen yaz aylarında kurumaktadır. Çiftlik Köyünde coğrafi konumun doğal sonucu olarak tipik bir karasal iklim hüküm sürmektedir. Bu iklime bağlı olarak köyde yazları sıcak ve kurak, kışları ise uzun olup gerek Mevsimler arasındaki, gerekse gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı oldukça fazladır. Bunda köyün coğrafi konumu kadar, 1227 m. bulan rakımının da önemli rolü vardır. Köyde yağış rejimi düzensiz olup, İlkbahar ve kış aylarındaki bol yağışa karşılık, yaz aylarında düşen yağış miktarı oldukça azdır.

Yağışlar genellikle sağanak yağmur şeklinde olup, kış aylarında kar şeklindedir. Köyde uzun Köyün doğusunda kalan Çayözü deresi kış aylarında sık, sık don olayı görülür.

Okuma yazma oranının oldukça yüksek olduğu Çiftlik Köyünde İlkokul 1954 yılında hizmete girmiştir. Dumlupınarlı Mehmet Sami Yavuz köyde görev yapan ilk öğretmendir. Daha sonra gelen Şaban Kurtuluş ve Üzeyir Kurtuluş köyde uzun süre öğretmenlik yapmışlardır. 1954 yılında 40 öğrencinin kayıt yaptırdığı okuldan 1959 yılında 12 öğrenci mezun olmuştur. 1985 yılında hizmete giren Çiftlik Köyü ilköğretim Okulu 2006 yılı kayıtlarına göre 138 öğrenciye sahip olup, okulda 13 öğretmen görev yapmaktadır. Okulda 8 Sınıf, 1 Anasınıfı 1 Bilgisayar Laboratuarı, 1 Laboratuar, 2 İdare odası ve 1 Öğretmenler odası mevcuttur.

Devlet İstatistik Kurumundan aldığımız rakamlara göre 1935 yılında 607 olan köyün nüfusu1985 yılına kadar artarak 1035 e çıkmış, 1990 yılında köyün nüfusu 1006 ya, 2000 yılında ise aşırı bir düşüşle 722 kişiye inmiştir.. Çiftlik Köyünden yurtdışına ilk iş gücü göçü 1963 lü yıllarda başlamış olsa da, köyden büyük kentlere ve yurt dışına doğru olan iş gücü göçünün 1990 lı yıllarda hız kazandığı görülmektedir. Ülke içersinde köyden göç alan iller İstanbul, İzmir, Uşak, Afyon, Kütahya ve Manisa’dır. Yurtdışında ise başta Almanya olmak üzere İsviçre, Avusturya ve Fransa’da köylülerimiz yaşamaktadır. Yurtdışında yaşayan köylülerin toplam nüfusu takriben 408 kişidir. Yurtiçi, yurtdışı ve köyde yaşayan toplam nüfusun 1500 den fazla olduğu sanılmaktadır.

Köyün kuruluşu hakkında elimizde kesin bir bilgi ve belge mevcut değildir. Yaşlılarımızdan aldığımız bilgilere göre köyün kuruluşu oldukça yeni olup, köyün kuruluşunun 200 – 250 yıl öncesine dayandığı sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunda çıkan iç isyanlar nedeni ile 1700 lü yıllarda Yörükler bulundukları yaylak ve kışlaklarda iskâna tabi tutulmuşlardır. Çevredeki köylerin bazıları bu veya bundan sonraki dönemde kurulmuştur. Bu yolla köye ilk gelip yerleşenler Yörük kökenli olduğu sanılmaktadır. Daha sonra değişik yerlerden gelip yerleşen aileler ile köy Çiftlik Köyünün 1935 – 2000 arası Nüfus Grafiği gelişmiş ve bugünkü halini almıştır.

Kütahya’da yaşayan Karagöz Paşa lakaplı şahıs veya onun kahyası Çiftlik Köyünün bulunduğu yere gelip çiftlik kurar. Daha sonraki yıllarda buranın güvenli olmamasından dolayı bugünkü Karaköse köyünün bulunduğu yere yerleşir. Karagöz Çiftliği olarak anılan bu yerde kurulan köy uzun yıllar Karaköse Çiftliği olarak anıla gelmiştir. Günümüzde ise artık sadece Çiftlik olarak anılmaktadır.

Köyün başlıca geçim kaynağı Anadolu da diğer kırsal kesimlerde olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayanır. Genellikle kuru tarım yapılan köyde yetiştirilen başlıca ürünler buğday, arpa, nohut ve ayçiçeğidir. Haşhaş, şekerpancarı ve yem bitkileri ( yonca, fiğ, korunga v.b.) nin ekim alanları ise son derece sınırlıdır. 1990 lı yıllara kadar tarımda nadas yönteminin kullanıldığı köyde bu yıldan itibaren nöbetleşe ekim yöntemi kullanılmaya başlanmıştır. Bu şekilde bir taraftan nadas alanları ortadan kalkarken, diğer taraftan ekonomik anlamda çok büyük katkı sağlanmıştır. Buğday ve Nohut nöbetleşe, nöbetleşe ekilen başlıca ürünlerdir.

Köyde ticari anlamda sebze ve meyve yetiştiriciliği olmayıp, daha çok çiftçiler kendi ihtiyaçlarını karşılamak için sebze ve meyve yetiştirmektedir. Hatta öyle ki köylüler sebze ve meyve ihtiyacının büyük bir kısmını dışarıdan Köyde en çok yetiştirilen meyve Elma satın alma yoluyla gidermektedir. Köyde sebze ve meyve yetiştiriciliğinin gelişmemesinin başlıca sebebi köylünün bu konudaki bilgi birikiminin yeterli olmamasının yanı sıra, bu alana ticari bakış açısının henüz oluşmamış olmasıdır.

Köyün ekonomisinde büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği çok önemli bir yere sahiptir. Önceden büyükbaş hayvanların hemen sahiptir. Önceden büyükbaş hayvanların hemen tamamını yerli ırklar oluştururken, son yıllarda hemen tamamını yerli ırklar oluştururken, son yerli ırkların yerine süt ve et verimi yüksek yıllarda yerli ırkların yerine et ve süt verimi ırklar ikame edilmeye başlanmıştır.

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği belirli aileler köyde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği belirli aileler tarafından yapılmaktadır. Buna rağmen küçükbaş hayvan yetiştiriciliği köyün ekonomisinde çok önemli bir yere sahiptir. Köyde yaklaşık 8 – 10 koyun sürüsü bulunmaktadır. Köyde ticari amaçlı kanatlı Köyde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği hayvan besiciliği ile uğraşan yoktur. Bununla birlikte hemen, hemen her aile kendi ihtiyacını karşılamak için tavuk, kaz, hindi ve ördek gibi kümes hayvanları beslemektedir.

Köyün başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olmakla beraber yurtdışında Almanya, İsviçre ve Avusturya’da çalışan gurbetçilerimizin de köy ekonomisine önemli derecede katkıları vardır. Köyün gelişmesinde ve canlı kalmasında E 96 Karayolunun üzerinde bulunmasının da önemli etkisi vardır. Bununla birlikte son yıllarda köyden Çevre iller ile büyük şehirlere önemli ölçüde iş gücü göçü yaşanmaktadır. Son yıllarda yapılan çok sayıdaki konutlar ile modern bir görünüme sahip olan Çiftlik Köyünde kanalizasyon ve içme suyu şebekesi bulunmaktadır.

 

<iframe width=”640″ height=”360″ src=”http://www.youtube.com/embed/o2_yeeoZnPk?feature=player_embedded” frameborder=”0″ allowfullscreen></iframe>

ÇÖĞÜRLÜ KÖYÜ

Köyün ne zaman kurulduğu hakkında bir bilgi mevcut değildir.fakat bu köyün, Kavacık köyünden ayrılanların gelip bu bölgeye yerleşmeleri ile kurulduğu köy ahalisi tarafından söylenmektedir. Köye ilk olarak gelenlerin ve yerleşenlerin Yörükler olduğu bilinmektedir. Çöğürlü 1100m. Yüksekliğinde olup kuzeyinde Ayvacık köyü, güney doğusunda Kavacık, güney batısında Ulupınar köyleri ile komşudur. Köyün ilçeye uzaklığı 18 km’ dir. Ulaşımı, haberleşmesi ve elektriğinde bir sıkıntı yoktur. Köye ilkokul 1964 yılında açılmıştır ve okuma – yazma oranı da 90 civarındadır. Köye el sanatları bakımından da gelişme göstermiştir. Özellikle köyün kadınları kış aylarında kilim, halı, hasır ve heybe dokunmaktadır.

Çöğürlü’nün ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köy dağlık ve yüksek bir yere kurulduğu için küçük ve büyük hayvan yetiştiriciliği yaygındır. Ayrıca buğday, arpa, nohut, mercimek ve fasulye de bol miktarda üretilmektedir.

CORUM KÖYÜ

Bu köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Köy ahalisi tahminen 250 yıl önce kurulduğunu söylemektedir.corum’un doğusunda Paşacık, batısında Kaplangı, kuzeyinde Yenice, güneyinde Düzlüce köyleri ile çevrilidir. İlçe merkezine uzaklığı 19 km’ dir. Köyün ulaşım, haberleşme ve elektrik gibi alt yapı sorunları halledilmiştir. ilkokul 1942 yılında beş derslikli olarak açılmıştır. Köydeki okuma yazma oranı da buna paralel olarak artmıştır. Köyün okuma – yazma oranı da 92 civarındadır. Corum köyü kültür ve folklorik açıdan da zengin bir köydür. Çiftetelli, Efeleme, Sepetçi oğlu gibi halk oyunlarının oynandığı ve folklor ürünlerinin en canlı şekilde yaşatıldığı bir köydür.

Köyün ekonomisini üç ana uğraş yönlendirmektedir. Bunların ilki Banaz’a bağlı diğer köylerde de olduğu gibi tarım ve hayvancılıktır. Bunun yanı sıra köylerde arıcılık ve bal üretiminde son yıllarda kayda değer bir artış söz konusudur. Corum’da faal vaziyette bulunan marangoz, demirci ve berber ustaları, iş yerleriyle mevcuttur.

DERBENT KÖYÜ

İlçenin en eski köylerindendir. Köyün adıyla ilgili olarak yaşlıların anlattıkları değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerin ilkine öre eskiden beri bu yöreden geçen kervanların gelip geçenlerin konakladığı yer olduğu için bu ismin verildiğidir. Diğeri ise devlet idarecilerin bu köyde yaşayanların , devletin askerine karşı yapmış oldukları yardımdan dolayı böyle bir ismin vermiş olmasıdır. Derbent köyünün doğusunda Kızılcaören, batısında Kızılhisar, güneyinde Kızılcasöğüt ve gedikler kuzeyinde alak (Burhaniye) köyleri vardır. Köyün ilçeye uzaklığı 15km olup Ulaşım, haberleşme ve elektrik sorunu halledilmiştir. Köye 1946 yılında ilkokul yapılmıştır. Ve okuma – yazma oranı da % 92 civarındadır.

Köyde halıcılık, kilim ve heybe dokumacılığı ileri düzeydedir. Ayrıca köyde marangozluk ve demircilik yapan sanatkarlarda mevcuttur. Köyün ekonomisinde tahıl üretiminden olan Buğday, arpa, haşhaş, susam, mercimek ve fasulye üretimi önemli bir yer tutmaktadır. Hayvancılıkta koyun, keçi ve sığır üretimi son yıllarda bir artış içerisine girmiştir.ayrıca yurtdışında çalışan işçilerinde köy ekonomisine olumlu bir katkısı vardır.

 

DÜMENLER KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi oldukça eskidir. Bu köy kendinden önce mevcut eski bir yerleşim alanının üzerine kurulmuştur. Bir deprem sonucu yıkılmış olan bu eski tarihi köyün halkının katrancılıkla uğraştığını toprak altından çıkan katran kazanlarından anlaşılmaktadır. Dümenler Uşak il sınırı ile Kütahya il sınırları arasında kurulmuştur. Murat dağının güney vadisi yamaçlarındadır. Köyün, batısında Bahadır, güneyinde Alaba, doğusunda Hallaçlar ve kuzeyinde Murat dağı vardır. Dümenler köyü coğrafi yapı bakımından da zengin bir yerdedir. Köyün ortasında geçen ve Banaz çayının çıkış kollarında biri olan küçük bir akarsu köyü ikiye bölmektedir. Köyün ilçeye uzaklığı 19 km’ dir. Köyün mesire ve dinlenme yerleri çoktur. Dümenler Hallaçlar yolu üzerinde “Ahababası Tekkesi” vardır.

Köyde okuma –yazma oranı %98 ‘dir. Köy halkı eğitim – öğretime aşırı bir ilgi göstermektedir. Dümenler köyünün ekonomisini tarım ve hayvancılığı yanı sıra, arıcılık da önemli bir katkıda bulunmaktadır. Bu köyün saf çam balı meşhurdur. Ulaşım ve haberleşmede bir sıkıntı yoktur. Köye elektrik 1980’li yılların başında gelmiştir.

DÜZKIŞLA KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi ve kimin tarafından kurulduğu bilinmemektedir.Söylentilere göre köy göçebe Yörüklerinin kurduğu sanılmaktadır. Konumu itibariyle 1.200 m. Yüksekliğinde bir yayladır. Banaz ilçesine uzaklığı 19 km. dir olup ulaşım haberleşme ve elektrik sıkıntısı yoktur. Düzkışla’nın güneyinde YAZITEPE doğusunda Ahurhisar kasabası batısında Ayvacık kuzeyinde Yenice köyleri vardır. Köye ilkokulun 1948 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı %90 civarındadır. Ekonomisi tamamen tarım ve hayvancılığa dayanan koyun, keçi gibi hayvanların yanı sıra tahıl üretiminden olan buğday, arpa, mercimek ve nohut ekimi de yapılmaktadır.

DÜZLÜCE KÖYÜ

Düzlüce köyü Banaz ilçesinin en küçük yerleşim birimlerinden biridir. Tarihi ve köyün kuruluşu ile ilgili elimizde bilgi mevcut değildir. İlçe merkezine uzaklığı 16 km dir Köyde 1943 yılından beri ilkokul vardır ve okuma yazma oranı %91 civarındadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılıktır. Köyde son zamanlarda seracılık ve bahçecilik ileri düzeydedir.

DÜZLÜCE köyüyle alakalı bilgileri bize gönderen Arkadaşımız; Umut TIRAŞ beye Teşekkürler.

GEDİKLER KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi üzerine, tarihi bilgilerden yoksunuzdur. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında kurulmuştur. Konar – göçer yaşayan Türkmen boylarında bir kısmının yerleşik hayata geçer ek bu köyü oluşturdukları köy ahalisi tarafından anlatılmaktadır.

Gediklerin doğusunda Güllüçam, batısında Derbent, güneyinde Öksüz köyü, kuzeyinde Kızılcaören köyleri bulunmaktadır. Köy, ilçe merkezine 7km.dir. ulaşım ve haberleşmede bir sıkıntısı olmayan köye ilkokul 1945 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı %96’dır.

Köyde ziraata elverişli arazinin kısıtlı olması sebebiyle köy halkı çiftçilikten daha ziyade okumaya ve devlet kurumlarında çalışmaya yönelmişlerdir. Köyün ekonomisini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Köyde hububatın yanı sıra haşhaş ve pancar da yetiştirilmektedir.

GÜLLÜÇAM KÖYÜ (Erçeş)

Köyün kuruluş tarihi üzerine, tarihi bilgilerden yoksunuzdur. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında kurulmuştur. Konar – göçer yaşayan Türkmen boylarında bir kısmının yerleşik hayata geçer ek bu köyü oluşturdukları köy ahalisi tarafından anlatılmaktadır.

Gediklerin doğusunda Güllü çam, batısında Derbent, güneyinde Öksüz köyü, kuzeyinde Kızılcaören köyleri bulunmaktadır. Köy, ilçe merkezine 7km.dir. Ulaşım ve haberleşmede bir sıkıntısı olmayan köye ilkokul 1945 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı %96’dır.

Köyde ziraata elverişli arazinin kısıtlı olması sebebiyle köy halkı çiftçilikten daha ziyade okumaya ve devlet kurumlarında çalışmaya yönelmişlerdir. Köyün ekonomisini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Köyde hububatın yanı sıra haşhaş ve pancar da yetiştirilmektedir.

GÜRLEK KÖYÜ

Banaz ilçesinin en eski köylerindendir. Köyün kuruluşu ve adı ile ilgili bir bilgi mevcut değildir. Ormanlık bir bölgede kurulmuş olan bu köyün doğusunda Küçükoturak, batısında Ovacık ve Burhaniye, kuzeyinde Kütahya il sınırı, güneyinde Yeşil yurt köyleri vardır.

Köyün ulaşımı ve haberleşmesi iyidir. Merkez ilçeye uzaklığı ise18km.dir. köye ilkokul 1946 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı % 90 civarındadır.

Gürlek köyünün ekonomisi temel olarak diğer köylerimizde de olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ayrıca köyde yapılan ve bir zamanlar taşımacılıkta faydalanılan kağnı arabaları da bu köyde yapılmaktaydı. Köyün yurt dışında çalışan işçileri de Gürlek ’in ekonomisine olumlu bir katkı sağlamaktadır. Ayrıca Son yıllarda Yayla Alabalıkçılığı gelişen köyde ekonomiye büyük katkı sağlamaktadır.
HALAÇLAR KÖYÜ

Bu köye ilk yerleşen Hallaç adında bir Türkmen yörüğü burada konaklamış ve bu köyü oluşturduğu söylenmektedir.

Köyün tarihi ve adı hakkında başka elimizde bir bilgi yoktur. Hallaçlar köyünün ilçeye uzaklığı 24 km olup yerleşim yerinin yüksekliği1048 metredir. Köyün ulaşımı, haberleşmesi Elektrik ve telefon gibi ihtiyaçları mevcuttur. Köyün eğitimi 1994yılından bu yana kesintisiz devam etmektedir. Okuma yazma oranı % 90 civarındadır. El sanatları gelişmiş olan köyde kilim, heybe, çul ve halı dokunmaktadır. Köyün geçim kaynakları modern ziraat aletleriyle üretilen buğday, arpa, nohut, mercimek fasulye ve pancardır. Hayvancılıkta gelişmiş durumdadır. Köyün yurt dışında çalışan pek çok vatandaşı vardır ve köyün kalkınmasında olumlu yönde katkıda bulunurlar. Köy muhtarlığını Sabit GÖKÇE sürdürmektedir.

Köyün Resimlerini Gönderen Ferhat bey,e çok teşekkürler.

Hallaçlar köyüyle alakalı bilgileri bize gönderen Arkadaşımız; Umut TIRAŞ beye Teşekkürler.

HASAN KÖYÜ

Banaz ilçesine 7 km uzaklıkta bulunan şirin bir köydür. Etrafı ormanlarla kaplı bir dere için de kurulmuştur. En azından beş asırlık bir geçmişi olduğu biliniyor. Köy halkının Oğuz Türklerinden olduğu söyleniyor. Köy önceleri şu an köy içi denilen köyün girişinde Banaz ve Hamamboğazı yönünden görülebilen açıklık bir alanda kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun istikrarsız olduğu dönemlerde önemli yol güzergahlarında kurulan yerleşim yerlerine sık sık eşkıya baskınları olurmuş, Hamam boğazı geçiti de önemli geçitlerden biri olduğu için eski köy sürekli eşkıyaların baskınına uğrarmış.

Köyün karşısındaki tepede devamlı bir gözcü bulunurmuş,eşkiyalar köye baskın yapacağı zaman hemen köylülere haber verirmiş.Ancak eşkıya baskınlarını bu da çözüm olmamış.Bugün hala o tepeye Gözlük denir.Köy halkından Hasan ismindeki bir vatandaş köyden ayrılıp şu andaki köyün olduğu yere ev yapıp yerleşmiş.Orası dere içinde olduğu için,eşkiyalara karşı daha güvenliymiş.Diğer köylülerde Hasan’ın arkasından gidip şimdiki köyün olduğu yere yerleşmişler.Bu şekilde ,eşkıyaların baskınlarından kurtulmuşlar.Bundan dolayı bu yeni köyün adı kurucusunun adıyla anılmaya başlamış(köyün yanıbaşında ki tepede ilk çağlardan kalma bir kalede vardır,buraya köylüler Asar(Hisar) derler .

Köyün doğusunda Kaplangı,güneyinde Şaban Köy,güney batsında Bağkonak,batısında Banaz,kuzeyinde Hatıplar vardır160 haneli ,850 nüfuslu bir köydür.İlkokul 1944 yılında Hüseyin Taşçının muhtarlığı döneminde yapılmıştır.Elektriği suyu vardır ,ulaşımı kolay olan bir köydür geçimi tarım ve hayvancılıktır .Köydeki okur yazar oranı yüksektir,ancak köyden yetişen esnaf ve memur sayısı oldukça azdır.Köyde bir çok işçi emeklisi vardır.

HÜSEYİN YALÇIN / TÜRKÇE ÖĞRETMENİ Kaynak: Rahmetli kayınpederim KIYAK MEHMET (Mehmet Öztürk)

HATIPLAR KÖYÜ

Köyün Kuruluş tarihi ile ilgili sağlıklı bilgi mevcut değildir. Fakat köyde yapılan araştırma ve kazılarda yayık bakraç at gemi gibi ve köpek tasması bulguların bulunması buraya ilk gelenlerin göçebe Yörükler olduğunu göstermektedir. Ayrıca köyün bugünkü alanının gür ormanlarla kaplı olması ve otlağının bol olmasından dolayı, bölgeye göçebelerin yerleşmiş olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Köyün ismi ile ilgili olarak da şöyle bir hikaye anlatılmaktadır ;köye ilk yerleşen kişilerin bilgili ve konuşkan ve gittikleri komşu köylere yol göstermeleri sebebiyle çevre köylerden saygı görmüşler ve bu bilge kişiler bir köye geldiklerinde hatipler yani bilgili kişiler geldi diye karşılanırmış bundan dolayı köyün adı hatipler yani bilgili kişiler manasına bu ad verilmiştir.

Hatıplar köyünün doğusunda Alaba ve Dümenler köyü, batısında Banaz köyü, Kuzeyin de Muratlı ve Bahadır köyleri vardır. Köyün ilçeye uzaklığı 7 km. dir . Köye ilkokul 1953 yılında açılmıştır ve okuma yazma oranı %92 civarındadır. El sanatları olarak kilim, halı ve çıl dokunmaktadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.

KAPLANGI KÖYÜ

Kaplangı köyünün kuruluşuyla ilgili mevcut bir bilgiye rastlanmamıştır. Ancak köy, adını eskiden kaplanların uğrak yeri olan Balkanlık mevkiinden aldığı rivayet edilir. Köyün doğusunda Corum köy, batısında Alaba köy, kuzeyinde Düzlüce köy, güneyinde Hasan köy vardır. Ankara – İzmir karayoluna 1km. dir. Afyon – izmir demiryoluna da köyün yakınından geçmektedir. Köyün Banaz ilçesine uzaklığı ise 15 km. dir.

Köyün ulaşım ve haberleşme sıkıntısı yoktur. İlk elektriğe kavuşan köylerdendir. Köyde okuma – yazma oranı % 94 civarındadır. 1985 yılında köyde iki ilkokul bulunmaktaydı. Ayrıca köy ahalisinin okuma öğrenmesini sağlamak için bir de köy eğitim odası mevcuttur. El sanatları bakımından komşu köylerle bir paralellik söz konusudur. Kilim, halı ve çul dokunmaktadır. Bunun yanı sıra köyde marangoz ve demirci atölyeleri de vardır. Köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bu yörede buğday, arpa, nohut, mercimek, fasulye, pancar ve haşhaş yetiştirildiği gibi, köyün Napolyon kirazı da meşhurdur. Yurt dışında çalışan işçilerinde köy ekonomisine katkısı vardır.

KARAKÖSE KÖYÜ

Köyün önceki yerleşim yerinin yol üzeri olmasından dolayı eşkiyalarça baskınlar ve yağma yapılması sonucu köy ahalisinden ilk olarak “Karaköse” lakabındaki bir kişinin şimdi köyün bulunduğu ormanlık ve biraz daha gözden uzak olan yere yerleşmestir. Daha sonra ilk olarak yerleşen bu kişinin lakabı dolayısıyla Karaköse denilmiş ve sonraki yerleşmeler neticeside “Karaköse Köyü meydana gelmiştir.” Köyün önceki yerleşim yerinin 3 km dogu yönündeki ören denilen yerde olduğu tespit edilmiştir.

Karaköse’nin doğusu Afyon’un Sinan Paşa ilçesine bağlı Elvan Paşa ve Çalışlar köyü, batısında Paşacık köyü, kuzeyinde Çiftlik köyü, güneyinde Balcıdamı köyü vardır. Köyün rakımı 1200 m. civarı Olup, Banaz’a uzaklığı 31 km. dir. Ankara-İzmir karayoluna 3 km. mesafededir. Ulaşım, haberleşme, elektrik ve altyapı sorunu yoktur. Okuma-yazma oranı % 95 civarındadır. Köyümüzde ilkokul 1942 yılında açılmıştır. Şimdi güzel bir okulu olmasına karşın 27 öğrencisi vardır. Köyümüzde önceleri kilim, halı ve heybe dokunmaktaydı ama günümüzde bu tür elişlerini yapan kimse kalmamıştır.

Köyümüzün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyümüzde yurt dışında çalışan işçi sayısı oldukça yüksektir. Bu durum köyümüzün ekonomisine olduğu kadar Banaz ilçesine de olumlu bir katkı yapmaktadır. Yurt dışındaki Karaköseli işçilerin yaklaşık hepsinin Banaz İlçesinde evi bulunmaktadır. Köyümüz Banaz İlçesinde enfazla meskeni bulunan köy konumundadır.Banaz İlçesi’nin köylerinde en çok göç yaşanan Köy Karaköse Köyüdür. Şuan köyde çok az nufus bulunmaktadır. Göç çoğunluk Banaz’a olmak üzere Uşak, Turgutlu, İzmir gibi şehirlere doğrudur.

NOT: Banazla ilgili veya banazlılarla ilgili sitelerde) Köy Ahalisinin Ağrı Karaköse’den Göç Ettiklerine Dair Yanlış Bilgi Mevcuttur. Bu tamamen isim benzerliğinden dolayı yapılan tahmini bir rivayettir.Yanlış bir bilgidir. Köyümüzün dil, kültür, adet, gelenek-görenekler açısından Ağrı Karaköse ile benzeşen bir noktası bulunmamaktadır. Yerleşik hayata geçen Türk boyları (Avşar gibi) (manav) çoğunluğu oluşturmakla birlikte sonradan yerleşen yörüklerde vardır (Tekeli Yörükleri gibi)

Kaynak:www.karakoseliler.com

Karaköse’nin doğusu Afyon – Sinan Paşa ilçesine bağlı Elvan Paşa ve Çalışlar köyü, batısında Paşacık köyü, kuzeyinde Çiftlik köyü, güneyinde Balcıdamı köyü vardır. Köyün rakımı 1000 m. Olup, merkez ilçeye uzaklığı 31 km. dir. Ankara – izmir karayoluna 3 km. mesafededir. Ulaşım, haberleşme ve elektrik sorunu yoktur. Okuma – yazma oranı % 91 civarındadır. Köye ilkokul 1942 yılında açılmıştır. Köyde kilim, halı ve heybe dokunmaktadır. Köyün ekonomisi tamamen tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bu köyde yurt dışında çalışan işçi sayısı oldukça yüksektir. Bu durum köyün ekonomisine olduğu kadar Banaz ilçesine de olumlu bir katkı yapmaktadır.

KAVACIK KÖYÜ
Köyün tarihi ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Köy halkının anlattıklarına göre köyün geçmişi yaklaşık 170 yıl önceye uzanmaktadır. Bu köye ilk olarak Yazıtepe köyünden Osman Çavuşun babası olan Molla Mustafa gelip yerleşmiş daha sonra ise Yeşil yurt köyünden Kel Ahmet, Hocalardan Halil İbrahim adındaki şahısların yerleşmesiyle de köy büyüyüp gelişmiştir.

Kavacık köyü, doğusunda Davulga köyü, batısında Ulupınar köyü, güneyinde Bulkaz dağı, kuzeyinde Ayvacık ve Yazıtepe köyleri ile komşudur. Banaz ilçe merkezine uzaklığı 20 km.dir. köyün ulaşım, haberleşme ve elektrik sıkıntısı yoktur. Köye ilkokul 1965 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı % 90 civarındadır. El sanatları olarak kilim, çul ve heybe dokunmaktadır. Köyün ekonomik yapısı ise tarım ve hayvancılığın yanı sıra yörede çıkan mermer ocaklarıda oldukça önem taşımaktadır. Köydeki mermer ocaklarını 1985 yılında arap emirliklerinden katar Cumhuriyeti işletmektedir

KAYLI KÖYÜ

Bu köyün kuruluşuyla ilgili bir çok rivayet anlatılmaktadır. Bunların ilk ve en yaygın olanına göre; köye Bursa ve havalisinde yaşayan Kayıların gelip yerleşmesiyle bu köyü bu ismin verilmesidir. Diğer bir rivayete göre ise; köyün ilk yerleşim yerinin kayarak harap olması sonucunda köy, kaydı ile anılmaya başlamış, daha sonra köy halkının karşı yamaca taşınmış olmasından dolayı kaydı adı belli bir süre içerisinde kaylı şekline gelmiştir.

Köyün ilçeye uzaklığı 12km. dir ilkokul 1943 yılında açılmış olup okuma – yazma oranı % 90 dolaylarındadır. Kaylı köyün doğusunda Ayvacık köyü, güneyinde Ulupınar köyü, batısında Ahat köyü vardır. Köyün ulaşım haberleşme ve elektrik gibi sorunları yoktur. Köyün ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ayrıca yurt dışında çalışan işçilerde köy ekonomisine katkı sağlamaktadır.

KIZILCAÖREN KÖYÜ

Köyün ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat bundan yaklaşık 300 yıl önce kurulduğu köy halkı tarafından söylenmektedir. Köyün ismini ilk olarak Bizanslılar Kızıl viran olarak söylemiş, daha sonra bu isim ise Kızılcaören şeklinde değiştirilmiştir. Köyde yapılan kazılarda Bizans dönemine ait paralara rastlanmış olması yukarıda da belirttiği gibi bu köyün eski yerleşim yeri olduğunu veya böyle bir merkeze yakın bir konumda bulunduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Kızılcaören köyünün doğusunda Güllüçam köyü, batısında Derbent köyü, güneyinde Gedikler köyü, kuzeyinde Kuşdemir köyü vardır. İlçe merkezine uzaklığı 3km. olup haberleşme ve ulaşım sıkıntısı bulunmamaktadır. Köye ilkokul 1946 yılında olup okuma – yazma oranı % 92 civarındadır. El sanatları olarak köyün kadınları Çul ve kilim dokumaktadır. Köyün ekonomisini tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Fakat toprak verimsiz olduğu için köy fakir bir görünüm arz etmektedir. Bu yüzden de devamlı olarak dışarıya göç vermektedir.

KIZILHİSAR KÖYÜ

Tarihi vesikalarda köyün adı Kızılca Hisar diye geçer. Köyün adi, burada bulunan ve simdi sadece mevkisi bilinen eski bir Hisar’dan gelir. Bu Hisar, bir Bizans kalesidir. Köy, adini bu Hisar’dan almasına rağmen, bir Türk köyüdür, Hıristiyan nüfusun yerleşik olduğu köyler arasında değildir. Türk yerleşimi, Germiyanoğullariyla birlikte başlıyor, yani bu yıllarda şimdiki yerinde kuruluyor.

Köyün köklü ailelerinden olan Murat Paşalar ise, ailenin atası olan Murat Paşa’nın ahfadıdır. Murat Paşa, Karamanoğullari ordusunda bir kumandandır. Aile, Fatih Sultan Mehmet’in Karamanoğullari Devletini ortadan kaldırmasından sonra, Karaman bölgesinden göc etmiştir ve buraya yerleşmiştir. Bu andan itibaren köyün gelişimi hızlanmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında köy, çok mezalim görmüş, basta, köy muhtarı Ahmet Ağa olmak üzere, pek çok kişi Atina’ya sürgüne gönderilmiştir. Sürgüne gidenlerden hiç birisi geriye dönmemiştir

Kızılhisar’ın doğusunda Derbent köyü, batıda Karlık köyü, kuzeyde Burhaniye, güneyde Kızılcasöğüt kasabası ile komşudur. Banaz ilçe merkezine uzaklığı 18 km olan köyün rakımı 900 metredir. Köyde ulaşım ve haberleşme iyidir. Telefonu ve elektriği de vardır. İlkokul 1947 yılında açılmış olup okuma – yazma oranı %92 civarındadır. Kızılhisar’da dokumacılık gelişme göstermiştir. Kilim, çul, halı ve heybe dokunmaktadır. Köyün ekonomisini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Buğday, arpa, fasulye, nohut, mercimek, haşhaş ve pancar gibi tarım ürünlerinin yanı sıra, hayvancılıkta da keçi, koyun ve sığır yetiştirilir.

Köy Hakkında bilgiyi Gönderen Bahaddin Kahraman Bey’e Teşekkür ederiz.

KIZILCASÖĞÜT KASABASI

Bu kasabanın tarihi yaklaşık olarak 500 yıl öncesine kadar uzanmaktadır.ski oturdukları bölgede eşkıya baskısından bıkarak şimdiki kasabanın içme su kuyusunun çevresini düzlük bulup, buraya yerleşmiş oldukları rivayet edilmektedir.Zamanla bu bölgede çoğalan ailelerin bazı fertleri başka yerlere yerleşmişlerdir. Bu değişik yerlerdeki aileler birbirlerini sorarken ‘ ağımıza bir kuyu, önümüzde bir çay ve büyük bir Kızılcasöğüt ün etrafında oturduklarını’ söylermiş,işte kasabanın adı bu Kızılcasöğüt ten gelerek daha sonraları Kızılcasöğüt olmuştur.

Kızılcasöğüt kasabası, doğusunda susuz, batısında kırka, kuzeyinde derbent ve Gedikler, güneyinde Erice ve Ketenlik köyleri ile komşudur. 1977 yılına kadar köy statüsünde olan Kızılcasöğüt bu tarihten itibaren belediye konumuna yükselmiştir. Banaz ilçesine uzaklığı 24 km olup Ankara_İzmir Devlet kara yoluna 3km mesafededir.Kasabaya en yakın demiryolu 4km uzaklıktaki Nohutova tren istasyonudur.Kızılcasöğüt kültür olarak oldukça ileri bir düzeydedir. Cumhuriyetin ilanından hemen kısa bir süre sonra 1925 yılında köye ilkokul açılmıştır. Bunun yanında şimdi kasabada eğitim_öğretime devam eden bir ortaokul (ilkokul) bulunmaktadır. Okuma_yazma oranıda % 96 gibi yüksek bir seviyededir.

Kasabanın ulaşım, haberleşme, elektrik ve su gibi sıkıntıları yoktur. Yolu asfalt ve bakımlıdır. Kasabanın geçim kaynağını, tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Buğday, arpa, mercimek, haşhaş ve pancar ekimi yapılmaktadır. Bunun yanında meyve üretimi de ileri bir düzeydedir. Üzüm, elma, kiraz, vişne ve şeftali başlıca üretilen meyvelerdendir. Banaz’a bağlı diğer yörelerde de olduğu gibi bu kasabada da yurt dışında çalışan işçiler Kızılcasöğüt’ün ekonomisine olumlu bir katkı yapmaktadır. Kasabada el sanatları da büyük bir gelişme göstermiştir. Kilim, halı ve çul dokunduğu gibi kasabada marangoz atölyeleri ve mobilyacılar da bulunmaktadır.

 

Kızıl bir söğütten almış adını,

Gezen-gören bir daha unutamaz tadını,

Çoluğu, çocuğu, erkeği, kadını

Gönüllere taht kurmuştur köyümün

 

Gez gör bir kere olsun içinden geçersen

Şehitler darılır inan ki ihmal edersen

Onlarda memnun olur bir dua edersen

Tarihide şanlıdır köyümün

 

 

Köyümün bir kısmı da gurbette

Yapılacak işlerde bulunurlar yardım ve destekte

Selam olsun onları da unutmadık elbette

Gurbetçileri de güzeldir köyümün

 

 

Ruhlara esenlik verir piknik yeri SARIÇAM,

Sizde ne dert koyar nede gam,

Tarihi ile CAVUR EVİ, doğası ile MERA,

GOCA ÇAYI’da ün yapmıştır köyümün

 

 

Armudu, ağladı, elması, vişnesi, kirazı

Hiç üşütmez sizi rüzgârı, ayazı

Tadına doyulmayan üzümünün pekmezi

Övülmeye değerdir köyümün

 

İnsanız biz hepimizde vardır hata-kusur

Şiiri yazan sizlerden af buyurur

Gittiği her yerde köyünün adını duyurur

Toprağını, insanını her şeyini seviyorum KÖYÜMÜN

 

 

Merttir aynı zamanda, misafir perverdir insanı

Doğa, insan, hayvan sevgisidir derdi imanı

Tepe tarla, ova, daşlık, alayaka, goca ormanı

Deresi, tepesi, düzü, bayırı, hatta birde çayırı

Pek güzeldir köyümün

 

 

Doktoru, avukatı, hemşiresi, öğretmeni

Demiryolcu, muhasebeci, polis, emniyet amiri

Kısacası her meslek grubundan çalışanı

Vardır gurur duyulacak köyümün

 

 

YAZAN – PAKİZE KESER (TÜMER)

KÜÇÜKOTURAK KÖYÜ

Köyün tarihi hakkında bilgiler sınırlıdır. Köy halkının anlattıklarına göre ilk yerleşenler göçebe yörüklerdir. Bu göçebe Yörüklerin Büyükoturak’da yaşayanlarla da akraba oldukları hatta o köyden ayrılan ailelerin bu köyü kurduğu ve bundan dolayı buraya Küçükoturak denildiği rivayet edilmektedir. Büyükoturak köyünün doğusunda Muratlı köyü, batısında Dereköy, güneyinde Yeşilyurt köyü, kuzeyinde Gürlek köyü vardır. Köyün Banaz ilçe merkezine uzaklığı 14km.dir. Ulaşım ve haberleşme sağlıklı bir şekilde yürütülmektedir.

Küçükoturak köyüne ilkokul 1962 yılında açılmış olup, okuma – yazma oranı %91 civarındadır.köyün kadınları küçük el tezgahlarında özellikle kilim ve halı dokumaktadır. Tarım ve hayvancılığa dayanan bir ekonomisi olan köyde, buğday, arpa, nohut ve mercimek ekimi yapılmaktadır. Hayvancılıkta da keçi, koyun ve sığır yetiştirilmektedir.

KÜÇÜKLER KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi ve adı hakkında bir bilgi mevcut değildir. Küçükler, Murat dağının eteklerine kurulmuştur ve bir yayla görünümü arz etmektedir. Köyün doğusunda Çamsu köyü, kuzeybatısında Yukarı Karacahisar köyü, batıda Baltalı ve Ayrancı köyleri, güneyde Ovacık köyü, ile komşudur. İlçe merkezine uzaklığı 28km.dir. köy yerleşim olarak yüksek bir alanda kurulmuş olmasına rağmen ulaşım, haberleşme ve elektrik problemi yaşanmamaktadır.

Köye ilkokul 1964 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı ise %90 civarındadır. Köy kadınları tezgahlarında kilim ve çul dokumaktadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılıktan oluşmaktadır. Ayrıca yurt dışında çalışan işçilerin de köy ekonomisine ayrı bir katkısı vardır.

Fotoğrafları GönderenAjda Akgün ve Bekir Öz Kardeşlerimize Teşekkürler.

KUŞDEMİR KÖYÜ

Kuşdemir köyünün tarihi ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Anlatılan rivayetlere göre, bu yöre gelip yerleşenlerin yörük göçebeleri olduğudur. Orman içerisine kurulmuş bir köydür. Köye bağlı kükürtlü mezrası vardır. Bu yerde yapılan incelemelerde kalitesi yüksek kükürt rezervlerine rastlanmıştır. Bu kükürt ocaklarının faal bir şekilde faydalanılmaktadır. Köy doğusunda Banaz köyü, batısında Kızılcaören köyü, kuzeyinde Burhaniye ve Yeşilyurt köyleri, güneyinde ilçe merkezi ile komşudur.

Köyün ilçe merkezine uzaklığı 3km. olup, köyün yüksekliği 1000 metredir. Ulaşım, haberleşme ve diğer alt yapısında köyün bir sıkıntısı yoktur. Köye ilkokul 1945 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı% 92 civarındadır. El sanatları olarak da köy kadınlarının küçük dokuma tezgahlarında dokudukları kilim, halı, seccade ve çul ilk sırada yer almaktadır. Köyün ekonomisi tamamen tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bunun yanı sıra bağ ve bahçelerde kiraz, vişne, elma ve armut yetişmektedir.

MURATLI KÖYÜ (Samıra)

Köyün tarihi hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Köye ilk olarak gelip yerleşenlerin, Koca Mehmet ve Köse adlı iki Yörük kardeşi olduğu söylenmektedir. Bu aileye Samıra Yörükleri denilmiş bu yüzden de köyün adı uzun bir süre Samıra şeklinde anılmıştır.daha sonraki zamanlarda köye bir çok yörük gelip yerleşmiştir. Köy, Murat Dağının eteğinde olduğu için adı değiştirilmiş ve Muratlı Köyü, güneyinde Banaz, güneybatısında Yeşilyurt köyü vardır.

Muratlı köyünün Banaz ilçe merkezine uzaklığı 12km. olup,ulaşım ve haberleşmesi iyidir. Köye ilkokul 1947 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı % 90 civarındadır. Köyde el sanatları olarak kilim, halı, seccade ve çul dokunmaktadır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan köyde yurt dışında çalışan işçilerinde ekonomiye olumlu bir katkısı olmaktadır.

OVACIK KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi bilinmemektedir. Bu bölgeye gelen Türkmen boyuna mensup ailelerin küçük bir ovaya yerleşmelerinden dolayı bu köye Ovacık denildiği köy halkı tarafından anlatılmaktadır. Ovacık doğuda Burhaniye köyü, batıda Çamyuva ve Baltalı köyü, kuzeyde Çamsu ve Gürlek köyleri, güneyde Uşak il sınırı ile çevrilidir. İlçe merkezine uzaklığı 24 km.dir.

Köyde ulaşım, haberleşme gibi alt yapı sıkıntısı bulunmamaktadır. İlkokul 1946 yılında köye açılmış olup okuma – yazma oranı % 90 civarındadır. Köyde el sanatları olarak, küçük tezgahlarda kilim, çul ve heybe dokunmaktadır. Ekonomisi tamamıyla tarım ve hayvancılığa dayanan köyde en çok buğday, arpa, mercimek, nohut ve fasulye ekimi yapılmaktadır.

ÖKSÜZ KÖYÜ

Köyün tarihiyle ilgili olarak anlatılan rivayete göre; köy, 250-300yıl önce kurulmuştur. Bu bölgeye gelen iki öksüz kardeşin, ilk olarak köye yakın bir yerde bulunan Höyük mevkiine yerleştikleri ve daha sonra bu Höyük denilen mevkiden ayrılarak şimdiki köyün olduğu yere iskan oldukları bu iki öksüz kardeşten dolayı da köye öksüz ismi verildiği söylenmektedir. Öksüz köyünün doğusunda Güllüçam köyü, kuzeyinde Kızılcaören ve Gedikler köyü, batısında Kızılcasöğüt kasabası, güneyinde Susuz köyü vardır. İlçe merkezinden uzaklığı 10 km.olup, köyün yüksekliği 800 metredir.

Öksüz köyünün ulaşım ve haberleşme sorunu yoktur. Yolu da asfalttır. Köye ilkokul 1942 yılında açılmıştır. Okuma –yazma oranı %93 civarındadır. El sanatlarından kilim, seccade, çul, hasır ve heybe dokunmaktadır. Ayrıca köyde marangoz ve demirci atölyeleri de vardır. Ekonomisi tarım, bağ, bahçe ve hayvancılıktır. Köyde kümes hayvancılığı da son zamanlarda gelişme göstermiştir. Özellikle kaz ve ördek bol miktada yetiştirilmektedir.

PAŞACIK KÖYÜ

Paşacık köyünün kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, köyün yaklaşık olarak 350-400 yıl önce kurulduğu söylenmektedir. Köyün adına paşacık denilmesinin nedeni ise köylüler tarafından şöyle anlatılmaktadır. Köy eskiden Karapınar mevkiinde kurulmuştur.

Çünkü burası ana yoldan uzak ve otlak yeri daha boldur. Zamanla buraya yerleşmiş olan aileler bu bölgeden ayrılarak köyün şimdiki kurulduğu yere iskan olduğu ve bu köye ilk yerleşen kişinin isminin Paşacık isminde birisi olması nedeniyle bu köye Paşacık denildiği rivayet olunmaktadır.

Köy, doğusundan Balcıdamı ve Karaköse köyleri, kuzey doğusunda Çiftlik köyü, kuzeyinde Büyükoturak, batısında Corum köyü, güneyinde Yenice köyleriyle komşudur.

Köyün rakımı 1050 metre olup, ilçeye uzaklığı 29 km.dir. köyün ulaşım,haberleşme ve elektrik sıkıntısı yoktur. ilkokul Cumhuriyeti ilanından hemen sonra 1925 yılında açılmıştır. Okuma – yazma oranı %93 civarındadır. Al sanatları olarak köyde kilim, halı, çul, dokunmaktadır. Ayrıca köyde marangozluk ve demircilik yapan kişilerde bulunmaktadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Sonyıllarda da köyde arıcılık da yapılmaktadır.

REŞADİYE KÖYÜ (Konuk Macuru)

Reşadiye köyü, Romanya’dan gelen göçmenlerin iskan etmeleri amacıyla 1893 yılında kurulmuştur. Köy, zaman içinde gerek devletin sosyal hizmetlerinin yeterli şekilde ulaşmaması gerekse yaşam seviyenin düşük olasından dolayı başka bölgelere göç başlamıştır. Bu yüzdende köyün nüfusu azdır. Reşadiye’nin doğusunda Düzkışla, batısında Kaylı köyü,kuzeyinde Şaban köyü ve Yenice köyleri, güneyinde Ayvacık köyü vardır.

Köyün ilçeye uzaklığı 16 km.dir. köyde ulaşım, haberleşme gibi sıkıntılar yoktur. 1968 yılında ilkokul açılmış olup, okuma- yazma oranı %95 civarındadır.El sanatı olarak sadece kilim dokunmaktadır. Ekonomik olarak fakir bir köydür. Tarım ve hayvancılık köyün başlıca geçim kaynağıdır. Ayrıca kendi çabalarıyla meşe odunundan kok kömürü yapmaktadırlar.

ŞABAN KÖYÜ

Köyün kuruluşu ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Köy tahminen 350 yıl önce kurulmuş olup, bir aşiret reisi olan Yörük Şaban tarafından kurulmuştur. Bu kişinin isminden dolayı da köye şaban ismi verilmiştir. Köy içerisinde yapılan incelemelerde Bizanslılar tarafından yapıldığı anlaşılan bir çeşmenin kitabesi de bulunmaktadır. Köy , doğusunda Yenice köyü, batısında Güllüçam köyü, kuzeyinde Hasan köyü, güneyinde Kaylı köyü ile komşu bir orman köyüdür.

Köyün ilçe merkezine uzaklığı 9 km.dir. ulaşım ve haberleşmesi iyi olup köyde elektrik telefon bulunmaktadır. Köyde ilkokul 1944 yılında açılmış olup, okuma yazma oranı %93 civarındadır. Köyde el sanatları olarak halıcılık da oldukça gelişmiştir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyde buğday, arpa, nohut, mercimek, fasulye, pancar ve haşhaş ekimi yapılmaktadır. Ayrıca yurt dışında çalışan işçilerinde köy ekonomisine önemli bir katkısı vardır.

SUSUZ KÖYÜ

Susuz Köyü Bilgileri köyün gerçek bilgilerini yansıtmadığı köylülerin tepkisiyle anlaşılmış olup gerçek bilgilere ulaşana kadar köy bilgisi kaldırılmıştır.

ULUPINAR KÖYÜ

Banaz ilçesinin en eski köylerindendir. Köy adını efsanelere konu olmuş tarihi bir çeşmeden almaktadır. Köyün doğusunda Çöğürtlü ve Kavacık köyleri, kuzeyinde Kaylı köyü, kuzeybatısında Ahat köyü, kuzeydoğusunda Ayvacık köyü, güneyinde Özbeyli köyü vardır. Köyün ilçe merkezine uzaklığı 18 km.dir. köyde ulaşım ve haberleşme gibi alt yapı ile ilgili sıkıntılar yoktur.

Köye ilkokul 1947 yılında açılmıştır. Okuma yazma oranı % 97 civarındadır. El sanatları olarak köyde dokumacılığa dayalı tezgahlar bulunmaktadır. Ayrıca köyde marangoz ve demir atölyeleri de mevcuttur.

Köyün ekonomik gücü tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ulupınar köyünde son yıllarda üretilen mermer köyün ekonomik çehresine büyük ölçüde değiştirmiştir.

Boduç damı adında bir mahallesi mevcuttur.

YAZITEPE KÖYÜ (Dola Köy)

Yazıtepe eski ismiyle (Dola köy) ismi ve kuruluşu hakkında çok sağlıklı olmamakla birlikte bazı bilgiler vardır. Köy, Bizans ve roma dönemlerinde yerleşim yerleri olarak kullanılmıştır. Eski kalıntılar bu tezi doğrular vaziyettedir.

Köyün ismi eski kazası olan sandıklıya uzak olduğundan Dolay köy yani uzak köy manasına gelen ismi koydukları söylenmektedir, daha sonra köyün ismi biraz daha kısalarak dola köy olmuştur.

Cumhuriyetle birlikte Köylerin ismi değişirken bu köyünde ismi Yazı tepe olmuştur. Yazı tepe oluşunun sebebi ise kurtuluş savaşında Atatürk ve silah arkadaşları Köyün bir tepesinde Karargâh kurup savaş planları yapmışlar ve Yazılar yazmışlar bu sebepten dolayı ismi yazı tepe olarak değiştirilmiştir.

Köy, 1960lı yıllara kadar Afyon ilinin sandıklı ilçesine bağlı idi, sandıklı köye çok uzak olması nedeniyle Banaz ilçe olunca Banaz’a bağlandı.

Yazı tepe köyü Banaz’a 18 km, uzaklıkta bir köydür. Köyümüzün güneyinde sandıklıya bağlı Reşadiye ve Davulga köyü batısında Ayvacık, Çöğürlü ve Kavacık kuzeyinde Düz kışla doğusunda ise Ahurhisar kasabası yer almaktadır.

Köyümüz eski zamanlarda çok verimli ve zengin bir köy iken daha sonraları sulama ve içme suyu sıkıntısından dolayı tamamen göç etmiş durumdadır. 1970 li yıllarda nüfusu 1000 lerin üzerinde iken şu anda 500 bile değildir. Köyümüz daha çok İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirler göç etmişlerdir. Yurt dışına göç eden var ise de çok fazla değildir.

Yazı tepe köyü her köyde olduğu gibi çiftçilikle geçimini sağlamaktadır daha çok sulak arazi olmadığından tahıl ürünleri yetişmektedir.Bunun yanında hayvancılıkla geçinen ailelerde vardır.

Yazı tepe köyünde şu sülaleler vardır,Abbas hocalar, Taşlar, Şahanlar, Nizamlar, Kürtler, Ali mollalar, Kadılar, Molla Ahmetler, Çallılar, Hacı veliler, Hacı Osmanlar, Taka veliler, Gök Ahmetler, Bu sülalelerin daha bir çok kolu vardır.

Köyün Fotoğraf Albümü

YENİCE KÖYÜ

Köyün kuruluş tarihi oldukça yenidir. yenice köyünün ilk yerleşik ahalisi, iki Yörük ailesidir. Bölgeye yerleşen bu Yörük Türkmen ailelerinin dir. köy doğuda Balcı damı köyü ve ahır dağı, batıda şaban köyü kuzeyde Kaplangı ve corum köyleri güneyde Reşadiye ve Düzkışla köyleri ile çevrilidir. Köyün rakımı 1200 metre olup ilçeye uzaklığı 12 km dir. Ulaşım ve haberleşme sıkıntısı yoktur.

Yenice İlköğretim okulu şu an itibariyle bir anasınıfı ve 1.kademe ve 2.kademe sınıfları ile hizmettedir.Öğrenci sayısı 113’tür. YENİCE İLKÖĞRETİM OKULU TARİHİ Okulumuz 1943 yılında 3 yıllık öğretime açılmış olup, 1958 yılında 5 yıllık öğretime geçmiştir. Okulumuzun ilk binası köyün muhtarlık binasının olduğu yerde iken 1975 yılında ise eski okul yapımı ile 5 derslikli betonarme binaya geçilmiş. 1994 yılında ise 8 yıllık İlköğretime dönüştürülmüştür. Okuma ve yazma oranı%95 civarındadır. El sanatları olarak köyde kilim ve halı dokuması yapılmaktadır. köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Bunun yanında orman köyü olması nedeni ile ormanda çalışan köylü sayısı bayağı fazladır köyden Avrupa ülkelerinde çalışanlarda mevcuttur.

YEŞİLYURT KÖYÜ (Holuz)

köyde yapılan arkeolojik kazılarda bu bölgenin çok eski zamanlardan beri yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Kazılarda çıkartılan tabletlerde ve belgelere göre bu köy eski dönemlerde belli bir süre Doğu Roma devletinin hakimiyeti altında kalmıştır. Köydeki kazılarda çıkartılan eserlerin çoğunda Horoz resmi bulunmaktadır. Köy Türk hakimiyetine geçtikten sonra folos olmuş zamanla Holuz olmuş ve cumhuriyetle birlikte Yeşilyurt olmuştur.

Köyün doğusunda Muratlı köyü, Batısında Burhaniye köyü,Güneyinde Kuşdemir köyü vardır. Köyün ilçe merkezine uzaklığı 10 km dir. Köyde muhtemelen Selçuklular döneminden kalma birde tarihi bir camii vardır. Bu camii nin mimarisi tipik bir selçuklu özelliği taşımaktadır. Camiinin içi ahşap oymacılığı ile süslemeleri ile kaplıdır. Bu tarihi camii 1988 yılında İzmir kültür varlıklarını koruma kurulu tarafından koruma altına alınmıştır.

Köye ilkokul 1954 yılında kurulmuştur Okuma yazma oranı%92 civarındadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bunun yanında Avrupa Ülkerlerinde çalışan köylüler köyün ekonomisine olumlu katkı sağlamaktadır.

YUKARI KARACA HİSAR KÖYÜ
Köyün tarihi ve kuruluşu hakkın da sağlıklı bilgi elimizde mevcut değildir. Bununla birlikte ormanlık bir alan üzerine kurulu olduğu ilk gelip yerleşenler Yörükler olduğu söylenmektedir. Köyün adının karacahisar olarak verilme sebebi ise şöyledir;Köyün etrafı siyah ve tortulu kayalarla çevrili olmasından kayaların hisara benzemesinden olduğu söylenir.

köy ormanlık ve dağlık bir köydür. köyün en önemli akar suyu çokrağan suyudur. çokrağan suyu gediz çayının başlangıç noktasıdır. Köyün her tarafı dağlarla ve tepelerle kaplıdır rakımı 1500 metredir ilçeye uzaklığı 29 km’dir Ulaşım ve haberleşmede sıkıntı yoktur. Köye ilkokul 1945 yılında açılmış olup, okuma yazma oranı%90 civarındadır. El sanatları olarak halı kilim ve çul dokumaları ileri seviyededir. Orman köyü olması hasebiyle marangozluk ileridir. köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığı dayalıdır bunun yanında civa madenide işletilmektedir. Şifalı kaplıcaları da vardır.

sanalbasin.com üyesidir Yandex.Metrica Sex hikaye Erotik hikaye Porno hikayeleri gay sex hikayeleri ensest hikayeler aldatma sex hikayeleri yeni sex hikayeleri Resimli sex hikayeleri sex hikayeleri Sikiş hikayeleri Escort ankara Ankara escort bayan Ankara escort İstanbul escort beylikdüzü escort bayan alanya escort sirinevler escort joyetech istanbul escort pendik escort izmir escort türkçe porno antalya escort istanbul escort