Şehit jandarma eri Mustafa Aydoğan 07 Mayıs 1970 tarihinde Uşak ili banaz ilçesi ULUPINAR köyünde SÜLEYMAN ve KADRİYE AYDOĞAN çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.Beş kardeştiler.

         İlk öğrenimini ULUPINAR köyü ilkokulunda tamamladıktan sonra askerlik çağına kadar babasının yanında çiftçilikle uğraştı.Temel askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 1’nci Jandarma Sınır Tabur Komutanığı ULUDERE / ŞIRNAK emrine tertip edildi.29 EYLÜL 1990 tarihinde bölücü terör örgüt mensupları ile girilen silahlı çatışmada Şehit oldu.

        Şehidimiz EMİNE hanım ile evli olup SÜLEYMAN isminde bir erkek çocuğu vardır.Naaşı ULUPINAR köyü mezarlıgına defnedilmiştir.Şehidin ailesi halen ULUPINAR köyü BANAZ / UŞAK adresinde ikamet etmektedir.

          Aziz şehidimizin ruhu şah olsun    

YAVRUM
Hissedebiliyorum yavrum.. 
Şu an; 
o minik ellerini çenene dayayıp 
pencere kenarında, 
her an çıkıp gelecekmişim gibi 
düşüncelerle bekliyorsun beni. 
Tıpkı 550 gündür yaptığın gibi.. 

Mektup yazmışsın bana, 
Açtığımda zarfı, o minicik kalbindeki 
devasa hasretin kapladı her yanı. 
Kaleminden özlemin damlamış 
kağıdın her satırına 
“yalnızlıktan sıkıldım, çabuk gel “ demişsin. 

A canım! yalnız değildin ki; 
Anlayabilecek yaşta olsaydın 
kalbinde bulacaktın 
giderken sana 18 ay yetecek kadar 
sevgi bıraktığımı.. 

Ve her gece nöbetimde 
zifiri karanlıkları delip 
buseler gönderirdim o gül yanaklarına 
sen mışıl mışıl uyurken. 

Eskiden; güzelliğine güzellik katan uykundayken 
saçlarını her okşayışımda tebessüm ederdin. 

Geçen gece 02-04 nöbetimde, 
yine okşadım saçlarını gülüm. 
Ve o an inan, 
her zaman ki gibi tebessüm ettiğini 
ve bir ara uyku sersemliğiyle 
boynuma sarıldığını hissettim. 

Göğsümdeki bastıramadığım heyecanımı 
yanağıma ansızın süzülen 
iki damla yaş hafifletmişti. 
O damlalardan birisi sana, 
diğeri de vefalı yarime idi. 
Benim için ise yoktu. 
Çünkü erkekler ağlamazdı. 
Ben de öyle yaptım. 
En azından yapmaya çalıştım. 

Evet, dedim ya çiçeğim 
yalnız değilsin. 
Ben, her gece yanı başındayım, 
bedenim burada olsa da. 

Aslında yüreğimi sana bırakmıştım, 
nemli gözlerle el sallarken arkamdan. 
O şirin avucundaydı. 
Sıkmıştın, sımsıkı tutmuştun, 
ilk kez yaşarken ayrılık acısını. 

Sabır göstergem sona vurmuştu o an 
içime akan göz yaşlarımı 
dışa taşırmamak için çabalarken. 
Neyse ki güzelim 
bunlar geride kaldı artık 
Bak! son saatlerindeyiz 
sonu mutlu bitecek kavuşmamızın. 
Hasreti, ayrılığı elinin tersiyle itmenin 
vakti geliyor yavaş yavaş, 

Gizli gizli, geceleri ağladın belki de 
Sakın ha sakın! gözünde olmasın yaş 
beni karşında görünce 
kollarını açıp koştuğunda 
Sil artık sil! yüzünde olmasın yaş, 
o ıslak, kömür karası gözlerine dayanamaz 
bu hasret yorgunu... 
Hayırlısıyla bitiyor ya 
bu ayrılığın sonu 
Dualarım Mevla’ya... 
Teşekkürlerim Mevla’ya... 

Artık ; baban yanında olacak 
tıpkı diğer çocukların babaları gibi, 
Ve artık soramayacaksın annene 
Neden? Niçin yok? diye 
baba elinden tutmuş bir çocuğu göstererek... 
Ve yine soramayacaksın 
“Orayı çok mu sevdi de gelmiyor? ” diye 

Ah! bir anlayabilsen yavrum, 
Vatan borcunun ne olduğunu 
Ve bu vatan var oldukça 
ödendiğini ve ödeneceğini 
Sayılı günlerin diyetinin de 
ayrılık ve hasret olduğunu.... 
.. 
Neyse, 
Allah’ın izniyle arefesindeyiz ya 
kavuşmanın. 
Şükürlerim Mevla’ya... 
..... 
Ve darısı, asker ocağındaki 
gurbet vurgunu babalara.... 
Fakat yavrum Baban gelemez artık kavuşmamız mahşere çünkü  baban Şehit oldu yavrum
Selam, sabır ve dua ile....