Yol Arkadaşı | Uşak İli Banaz İlçesi Haber Kültür Yaşam Portalı
sex shop urunleri

Yol Arkadaşı

Şükrü YILMAZ

Şükrü YILMAZ

YOL ARKADAŞI

Kimine göre siyasette, bir başkasına göre otobüs, tren, otomobil, yat, gemi, uçak, sosyal girişim, dernek, iş, vs. gibi yol arkadaşları sıralamak mümkündür. Bunlardan başka askerlik, hacı ve ceza evi arkadaşlıkları hiç mi hiç unutulmayan arkadaşlıklar olduğu, çok mu çok tatlı anlatımlarla, filmlere sahne olması da, işin ciddiyetini görme açısından ayrı bir platformdur.

Yasama ve Yürütmede yol arkadaşı, toplumun kaderini değiştirecek alınan kararlarda yol arkadaşı, saymakla bitmeyecek daha niceleri.

Bu yol arkadaşlığın arkasından dostluklar kurulur, topla tüfekle bozulmaz, kız alınır verilir, iş ortaklıkları kurulur, şirketler büyütülür, kapasiteleri artırılır, gündemden gündeme toplum sorunları tartışılır ortak çözüm yollarında hemfikir kalınır, eksiklere ilaveler yapılır. Sonuç mutlu sondur.

Yol arkadaşı vardır, düşman aramaya gerek yoktur. Yalan söyler, yalanı ile kendisini kandırır heybedeki urgan gibi iki tarafına yalanları ile turalanır, bu haliyle toplumu yönlendirmeye çalışır. Doğru söyleyen kişi, şüphe eder kendisinden, endişelenir, topluma olan güveni sarsılır. Toplumun dejenere olmasından korkar.

Yol arkadaşı vardır, dedikodu için kulak kabartır üzerine farz olmayan işlere karışır. Komşuyu komşuya düşürür. Beceri ve marifeti bu konuda çok büyüktür. Yuva kurma bir yana, yuva yıkar. Taşın altına ellini sokma yerine, taşın kaldırılmasına mani olmak için, üstüne çıkar.

Yol arkadaşı vardır, yolculuk boyunca taş gibi konuşmaz, çözülmez, sır küpüdür. Sizin çabanıza rağmen, konuşmaya yaklaşmaz. Sanki hizmetkarı, uşağı, kapı önündeki “iti” gözü ile bakar kişilere, kendi benliğinin dışa vurumun dan bihaberdir, bu tavrı ile kendisini anlatır farkında olmadan.

İkileme girmeden daha birçok yol arkadaşı tanımlamasının yapılması mümkün. Yalnız bir yol arkadaşı var ki aşkları paylaşılmaz, Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin gibi. Aşk üzerine bir başkasını düşünemezsiniz. İşte bunların aşklarına eş değer bir yol arkadaşı var ki;

Sizler tasavvur edin; bu yol arkadaşını, birbirini sahiplenmiş, kör düğüm olmuş çözülmek bilmez. Çelik halat olmuş kopması düşünülmez, zincir olmuş, baklaları birbirinden ayrılmaz.

Kurduğu bina temeline taş, kapıda kol olmuşlar, 7-8 şiddetinde ki deprem gibi ekonomik sarsıntıdan etkilenmemiş, düşmemiş, yıkılmamışlar, şemsiye olmuş, birbirini yağan yağmurdan, kardan korumuşlar, aç kaldığı günler de, tok gibi yatmışlar, sanki yaylı yatakta yatarcasına, kuru yerde uyumuşlar, bütün hallerine şükretmişler, ortak yaşamda, paylaşımda sorun olmamış, tencerede pişirmiş kapağında yemişler, örf ve adetini doyasıya yaşamışlar.

Çocuklarını geleneklerine bağlı olarak yetiştirmişler. Kimsenin işine karışmamışlar, akıl almış akıl vermişler, bulunduğu yere ışık saçmışlar, örnek olmuşlar. İşte bu yol arkadaşı geçmiş ve gelecek olan “nesil”e örnek teşkil edecek unutulmaz evli iki eşi anımsatır bize, size çok uyumlu aileyi, diğerine göre de kader ve yol arkadaşı olarak, birbirine her haliyle aşık olan eşleri gösterebilirsiniz.

Taş gibi yürekle bir ömrü sığdırmaya çalışırlar genç evliler, bir başkası yaş otuz beş yolun yarısı diyerek, zamanı sanki hiç yaşamamış gibi sığdırmış içine, zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiş, diğerine göre de dolu dolu yaşadığı hayal dünyası ile icraatı geleceği umutlandırmış ve çevresinin gurur kaynağı olmuş bu. Dile kolay, bir ömür sığmış yol arkadaşlığının içine.

Günümüzde yok mu böyle yol arkadaşları, mutlaka var hem de azımsanmayacak kadar çok var. Neden bu gün var olan, bu yol arkadaşlıklarını, bazı kesimlerde göremiyoruz. Onları örnek almıyoruz veya olamıyoruz. Orası da, dört bilinmeyenli denklem olur çıkar karşımıza çözülmez denilir. Zor bizim işimizdir, beş bilinmeyenli denklem olsa da çözeriz.

Bu güne bakıyoruz; yeni evlenmiş cıvıl cıvıl, şirin mi şirin, gelecek vaat ediyor. Yol arkadaşını seçmiş onlarla gurur duyuyorsunuz. Bir müddet sonra çoluk çocuğa karışıyor veya karışmadan, bir duyuyorsunuz boşanıyorlar. Ne oldu, diye sorulduğunda, alınan cevap tek kelimeyle, “anlaşamadık”. Bura da, bir hikayeyi anlatmadan geçemeyeceğim;

Adam kağnıya koça öküz ile yeni yetişen danayı koşmuş, sarmış yükü evine gelirken yokuşta dana acemi olduğu için çekmemiş, adam başlamış koça öküzü bizlemeye, dövmeye, yoldan geçenler merak etmişler durumu seyrederken, içlerinden biri sormuş. “Amca, dana çekmiyor sen koça öküzü dövüyorsun” nasıl oluyor bu iş diye sorunca, adam cevap vermiş, “Dana neden çekmiyor bilmezsin, koça öküz göz ediyor danaya da ondan çekmiyor.” Acaba, derim, gençlere göz eden mi? var.

Evet, gençlerin; torbasındaki azık mı paylaşılamadı, kapağında yemek için yemek pişirecek tenceremi yoktu. Tok gibi aç yatmaya mı? Alışamadı. Yaylı yatak diye kuru yerde yatmaya mı uyum gösteremedi. Bir birlerine ihanet mi? Ediyorlardı, yok. Birbiri ile kavga mı yapıyorlardı, karınları aç mıydı yok. İçkimi kumar mı yuvayı bozan hayır diyorlar. Bu olumsuzlukların terside olabilirdi.

Amma “Güzele kırk günde doyulur, huyu güzele kırk yılda doyulmaz” diyor atalarımız. Güzellikle, huyu güzelliğin ilgisi yok bu işte. Toplum dejenere oluyor. Son pişmanlık da para etmiyor. “Kenarına bak bezini, anasına bak kızını al” demiş atalarımız doğruda söylemişler. Payı var mı bu işlerde bilinmez.

Bence, Allah (cc) korkusu yok ayrılığa sebep olan kesimde. İslamiyet konusunda iyi ders veremediğimiz hususu, eksiklik olarak karşımıza çıkıyor, sanırım. Geçlik benliğini nerede kaybediyor, uzmanların bu konuyu iyi araştırması gerekiyor. Benlik gelişiminde yarına hazır, güçlüklere göğüs gerecek gençlik yetiştiremediğimizden mi kaynaklanıyor bilemem. Allah (cc) korkusu yok bu ve buna benzer kesimlerde. Anne sağ, baba sağ boşanmalardan dolayı arada kalan çocukları öksüz. Burada Öğretim sistemimizi kastetmiyorum, Eğitim sistemimizdeki eksiklerin gözden geçirilmesi hususunun kaçınılmaz konuma geldiğini vurgulamak istiyorum.

Adliyede, Aile Mahkemeleri dosyası küçümsenmeyecek boyuta ulaşılıyor. Suçlu ve kusurlu yok. Her kesim kendi açısından haklı. İşte buradan yola çıkılarak çözüm üretilmelidir. Sosyal Bilimlerde “nitel” araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme yöntemidir. Bir grup veya kişinin görüşlerini derinlemesine öğrenilmesi için kullanılır. Elde edilen verilerin içerik analizinde temalar ve kodlar oluşturulur. Bu verilerin frekans sıklığı ile sayısal veri tabanı araştırma konusuna esas alınır. Araştırmaya konu olan grup herhangi bir konu hakkındaki görüşünü ortaya koymaya çalışılır. Bu gruba etki eden tüm etkenleri sıfırlayarak ulaşılacak bir şey değildir. Bu gün ortaya konulan bulgular yarın değişebilir. “Nicel” araştırmalar; ilgi, tutum, başarı gibi özelliklerin ölçümlerini yapar ve sayısal verilere dönüştürülür ve standart ölçekler kullanılır. Bu ülkeler arası geçerlilik ve güvenirliğine dayalı olarak benimsenmelidir.

Yol arkadaşlığını nereden nereye getirdik. Siz siz olun hedefinizi belirlemeden yola çıkmayın, derinlemesine inildiğinde dibi balcık tutmuş geri çıkılmıyor. En kötü hedef, hedefsizlikten iyidir. İnsanı kötü alışkanlıklardan alıkoyar. Meşguliyet yaratır, insanı yıpratmaz dinçleştirir, itibar sahibi yapar. Sözüne güvenirlik kazandırır. Yol arkadaşlığına hazır evlat yetiştiğimize inandığımız zaman, gençlerin evliliklerini onaylayalım. Gençlerde aynı şekilde iyi ve kötü günde birbirlerine destek olabileceklerini anladıktan sonra evlilik için yol arkadaşı bulabilirler. Pazara kadar değil mezara kadar yol arkadaşı seçmelerini öneriyorum gençlere. Bizden söylemesi. Saygılarımla.

2.09.2009 – Şükrü YILMAZ

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Bakış Açısı - 27 Kasım 2013
Köyde Hayvancılık - 10 Mayıs 2013
Banaz’dan Göç - 24 Şubat 2013
Bilim Dili - 12 Temmuz 2012
Karakış ve Proje - 8 Nisan 2012
Anayasa - 27 Ocak 2012
Model Ülke - 16 Ekim 2011
Siyaset - 24 Haziran 2011
Bohça - 8 Nisan 2011
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Görüşleriniz Bizim için Değerlidir Yorumlarınızı Bekliyoruz...

sanalbasin.com üyesidir Yandex.Metrica
Elektronik Sigara Likiti -