Yusuf İle Züleyha | Uşak İli Banaz İlçesi Haber Kültür Yaşam Portalı
sex shop urunleri

Yusuf İle Züleyha

Ahmet ÇELEBİ

Ahmet ÇELEBİ

17.11.2008

Şimdiki zaman içinde, öylesine, sıradan, ‘sıradan insanların’ hikâyesi, zaman ve mekânı önemli değil, zamansız ve mekânsız yaşanmış sıradan hikâyeler.

*

Yusuf askere gideli 1 ayı geçmişti. Evde aileyi bir yemin töreni telaşıdır almış anne-baba çoktan hazırlıklara başlamıştı bile… Evin gelini annesinin hazırlığını sessizce seyrederken içinden ‘O’nun yerinde olmayı’ ne kadar arzulamıştı.

Yusuf; Yurt dışında kaldıkları için tecil ettirdiği vatani görevini yapmak üzere, eşi ve çocuğunu da alarak memleketine (köyüne) gelmişlerdi. Askere giden eşinden ilk uzun ayrılıkları olmuştu vatani görevi. Utanmış annesine ‘ben de geleyim, çocuğumla sizinle eşimi ziyaret edeyim’ diyememişti. Gücü ağlamaya yetti, sessizce!

Farkında olmadan ağladığına annesi şahit olmuştu. Her ne kadar sorduysa da diyemedi, ‘utandı’ zaten yakın zaman olmuştu eşi gideli. Hem sonra annesinin hakkı da değil miydi oğlunu görmek, hep beraber gidelim dese ‘köy yeri nasıl bırakılır, ocağı kim yakar sığıra kim bakar’ diye iç geçirdi?

Akşam oldu hazırlıklar tamamlandı ertesi gün yola çıkılacaktı. Ne olsuysa, anne bey’iyle görüşüp gitmekten vazgeçtiğini yerine gelinin gitmesini istediği söylediğinde Züleyha çok sevinmişti, belli etmemek için kendini zor tuttu. Sonra biraz da mahcup bir vaziyette ‘anne siz gitseniz daha iyi olur’ diye bildi.

Eşinin yemin töreninde bulunacaktı çok sevinmişti. Annesi gelinine ‘kızım istersen eline kına yakalım’ dediğinde, hemen hazırlıklara başlamıştı bile, kına harcını bir çırpıda annesine önüne getirmişti. Oğlu ne olduğunu pek anlamasa da annesinin sevinci o’nun da gözlerine yansımıştı. Anne, gelinin eline kınayı sürdü bir bez parçasını üzerine sardı, kalan harcı kendi aklaşan saçlarına sürdü yemenisini üzerine bağladı. Gelin bütün bu işleri yapan annesinin gözlerine ne olduğunu merak eder ifadelerle bakmıştı yeni geldiği için örf ve ananelerini de bilmediğinden soramadı. Eşi de gelmeden sıkı sıkıya tembih etmişti ‘fazla kalmayacağız aman annemi, babamı üzme’ demişti. Annesi merakı anlamış ‘kızım’ demişti, ‘söz eşin askerliğini bitirip gelince, hem sana, hem de oğluma neden kına yaktığımı anlatacağım.

*

Kışlanın önü ana-baba günüydü sanki askerler kimlik kontrolü yapıyor kimileri üzerlerini arıyor, ortalıkta gözle görülür bir telaş vardı. Çocuğu bir merak sarmış sık sık annesinin gözlerine bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. ‘Sakin ol oğlum, birazdan biz de içeri gireceğiz babanı da böyle asker elbiseleri içinde göreceğiz tıpkı fotoğrafını gördüğümüz gibi’ diyerek çocuğunu sakinleştirmeye çalışıyordu annesi.

Bu arada sıra kendilerine de gelmişti ilgi nizamiye görevlisi, gerekli kontrolleri yaptı, Züleyha’ya üzgünüm sizi içeri alamayacağız’. Gelinin babası söze girdi. ‘Neden’ Asker;’Efendim uygulama böyle başörtüsünü çıkarmadan içeri alamıyoruz. Ancak 40 yaş üstünde olanları alabiliyoruz dedi. Babanın sanki ne soracağını anlamışçasına kendisinin de neticede görevli olduğunu ve vazifesini yapmak zorunda olduğunu söyleyerek bitirdi. Yüzündeki ifadeden kendi de üzgün olduğu anlaşılıyordu.

Züleyha ne olduğunu tam anlayamamıştı. Yaşadığı ülkede üniversiteye bile başörtüsüyle gitmiş bir sorun yaşamamıştı. Kendi ülkesinde eşinin asker ocağında ziyaret edememesine bir anlam verememişti. TV’lerde gördüğü üniversite kapılarındaki başörtülü öğrenim sorunu şimdi değişik bir şekilde karşısına çıkmıştı. Ne diyeceğini şaşırdı. Babasına dönüp, bakışlarını babasından saklayarak ‘nasıl olabilir?’ diye bildi. Babası elini tuttu gelini Züleyha’yı ve torununu kalabalık içinden çıkardı. Biraz sakinleştikten sonra kızını teselli edercesine yüzüne baktı. Babasının yüzünde tam bir keder vardı, ama isyan yoktu. ‘Baba’ dedi ‘Keşke Annem gelseydi hem oğlunu görürdü, sende böyle bir sorunla karşılaşmazdın…’ derin bir sessizlik yaşandı sessizliği yine Baba’sı bozdu ‘haydi kızım’ dedi. Tel örgülere doğru yöneldiler.

Biraz daha sakinleştikten sonra tel örgülerden yemin eden askerleri seyre başladılar. Oğlu sanki olanı biteni anlamışçasına hiçbir şey sormadan annesini ve dedesini pür dikkat dinliyordu. Dede ‘bak kızım’ dedi, ‘içeride olsaydık sadece ben oğlumu, sen de eşini görebilecektin buradan bütün bir kışlanın yemin törenini seyrediyoruz zaten hepsi benim oğlum sayılır senin de kardeşlerin’ diyerek kızını teselli ediyordu. Tekrar gelinine dönerek bak kızım; Önemli bir din âlimi talebeleriyle camiye namaza gitmiş fakat caminin kapısı namaz vaktinde kilitli olduğu için içeri girememişler. Bu durumu çok içerleyen talebelerine ‘Evlatlarım caminin kapısına kadar da olsa geldik, başka yere de gidebilirdik,’ diyerek haline şükür etmiş.

Bir-iki saat geçmişti ki Yusuf izin kâğıdı elinde çıka geldi. Babasını gören çocuğun keyfine diyecek yoktu. Sevinçten ilk o boynuna sarıldı. Kucaklaştılar…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Görüşleriniz Bizim için Değerlidir Yorumlarınızı Bekliyoruz...

sanalbasin.com üyesidir Yandex.Metrica
Elektronik Sigara Likiti -